hayalperestim

En son konular

» Duvar Süsleme
Çarş. Ağus. 25, 2010 10:42 am tarafından againnn

» S.a miLLet.
Salı Kas. 03, 2009 7:27 pm tarafından Ŧøŋđ

» Hangi Müzik Türünü Dinliyorsunuz?
Ptsi Kas. 02, 2009 9:37 pm tarafından beyazmelek

» Merhaba...
Salı Ekim 27, 2009 10:32 pm tarafından Ŧøŋđ

» bir kız
Paz Ekim 25, 2009 2:33 pm tarafından Ŧøŋđ

» Sizce bu sezon en iyi transferi hangi takim yapti?
Paz Ekim 25, 2009 2:32 pm tarafından Ŧøŋđ

» Böyle Site Url'si Olur Mu? :D
Paz Ekim 25, 2009 2:31 pm tarafından Ŧøŋđ

En iyi yollayıcılar

coll (1432)
 
PaTRoN (501)
 
TimuRLenG (403)
 
ratKo_pşaşe (327)
 
DarKinq (219)
 
Enjekte (76)
 
De'quell (55)
 
q1sKo (26)
 
D_R_A_G_O_N (14)
 
Yasak (10)
 

    İstanbul Kuşatması

    Paylaş
    avatar
    coll
    Co Admin
    Co Admin

    Erkek
    Mesaj Sayısı : 1432
    Yaş : 23
    <hr>Tuttuğu Takım :
    <hr>Rep Puanı : 1000
    Rap Seviyesi :
    <hr>Madalyaları :
    <hr>Başarı Puanı :
    100 / 100100 / 100

    Güçlülük :
    100 / 100100 / 100

    Aktiflik :
    100 / 100100 / 100

    Kayıt tarihi : 29/08/08

    İstanbul Kuşatması

    Mesaj tarafından coll Bir Salı Eyl. 02, 2008 2:58 pm

    ISTANBUL KUSATMASI

    Bizans Imparatoru Ikinci Manuel'in, Çelebi Sultan
    Mehmed'in vefatindan sonra Mustafa Çelebi'yi salivermesi ve onunla anlasarak Osmanli
    Devleti'nin basina büyük bir gaile açmasi, Sultan Murad'in kendisinden önce bes defa
    kusatilmis bulunan ve hiç birinde de alinamayan Istanbul, dolayisiyle Bizans problemine
    bir çare düsünmesine sebep olmustu. Mustafa Çelebi isyanini, fazla kardes kani
    dökülmeden basarili bir sekilde atlatan Murad, Bizans'in devamli surette oynadigi iki
    yüzlü rolüne son vermek istiyordu.


    Sultan Murad'in, amcasina karsi olan galibiyeti,
    Bizans Imparatoru'nu korkutmustu. Mustafa Çelebi'yi serbest birakip onu Murad'la
    mücadeleye tahrik ederken, Osmanlilar'in senelerce kardes kavgalari ile kanlarini akitip
    zayiflayacaklarini düsünen imparatorun hesaplan tam anlamiyla gerçeklesmemisti. Halbuki
    bütün ricalara ve kendisine saglanmaya çalisilan menfaatlere ragmen Bizans Imparatoru
    Manuel, Mustafa Çelebi'ye yardimi daha kârli bulmus olacak ki, Ikinci Sultan Murad'in
    bütün tekliflerini red edecek ve hatta Sultan Murad'in elçisi olan Çandarlizâde
    Ibrahim Pasa'yi dinleme nezâketinde bile bulunmayacakti.


    Gerçi Osmanlilar, baslangiçta imparatorun
    düsündügü sekilde ikiye ayrilmakla beraber, bu ikilik davasi, kisa sürmüs ve hemen
    hemen kansiz denecek sekilde sona ermisti. Hatta fazla zayiat verilmeden halledildiginden
    kuvvet kaybina da ugranilmamisti.


    Mustafa Çelebi hadisesinin bastirildigi ve
    sehzadenin bertaraf edildigi haberini alan ihtiyar Manuel ile saltanat ortagi olan oglu
    VIII. Ioannis'i bir telas alir. Bu sebeple görünüste Murad'i tebrik etmek, fakat
    gerçekte durumu ögrenmek ve aradaki soguklugu giderip dostluga çevirmek için Bizans
    asilzâdelerinden Lakanas ve Marko Ganis adlarinda iki elçi gönderirler. Bu elçiler,
    bütün kabahati Bâyezid Pasa'ya yüklerler. Onlara göre Sultan Mehmed (Çelebi
    Mehmed)'in vasiyetine ragmen, Bâyezid, bu çocuklari vermedigi gibi elçileri de
    kovmustu. Sultan Murad, bu iddiada bulunan elçileri huzuruna kabul etmedigi gibi
    hediyelerini de red eder. Öyle anlasiliyor ki Sultan Murad ise Bizans'in bu iki
    yüzlülügüne kanmamis, baska devletlerden tebrik için gelen heyetleri kabul ettigi
    halde Istanbul ile ilgili hazirliklarini tamamlayincaya kadar Bizans elçilerini kabul
    etmemisti. Fakat bütün hazirliklarini tamamlayinca elçileri huzuruna çagirarak
    Imparatorlarinin yanina dönmelerini ve yirmi bin askerin basinda olarak cevabini bizzat
    kendisinin getirecegini söylemelerini emr etmisti.


    Bu hareketle Sultan Murad, artik imparatora hesap
    sorma zamaninin geldigini kendisine bildirmis oluyordu. Gerçekten de hazirliklar
    tamamlandiktan sonra Sultan Murad 1422 senesi Haziran ayinda önce on bin kisilik bir
    kuvvet ile Mihaloglu Mehmed Bey'i Istanbul çevresini vurmak üzere göndermisti. Bunun
    arkasindan da bizzat kendisi yirmi bin kisilik bir ordu ile hareket eder. 20 Haziran'da
    Istanbul önüne gelen ordu, Yildizlikapi'dan Haliç'e kadar sehri karadan kusatir.
    Osmanli donanmasi da bu kusatmada hazir bulunur. Osmanli ordusunda top ta vardi. Surlara
    hücum etmek ve onlari asmak için sur yüksekliginde ve hatta bazan ondan daha yüksek
    tekerlekli kuleler yapilmisti. Bu kusatma daha öncekilere göre çok daha çetin, zorlu
    ve sistemli olmustu.


    Bu kusatma ile Istanbul altinci defadir Müslüman
    Türkler tarafindan kusatiliyordu. Kusatmalarin ilk dördü Yildirim Bâyezid, besincisi
    Musa Çelebi tarafindan yapilmisti. Bizanslilar, her kusatilmada, Türklerin basina yeni
    yeni gaileler çikarip kurtuluslarini sagliyorlardi. Bundan önceki kusatmalarin en
    siddetlisi, Yildirim Bâyezid'in son kusatmasi idi. Fakat Timur belasi, Türkleri büyük
    bir felakete ugratirken, Bizansi da dördüncü muhasaradan kurtarmisti. Böylece Timur,
    Bizans'in ömrünü yarim asir kadar uzatmis oluyordu.


    Osmanlilarin muhasarasindan, Imparator kadar Bizans
    halki da korkuya düstügünden Istanbul'da halk arasinda bazi dedikodular yayilmaya
    basladi. Bunlarin basinda, Çelebi Sultan Mehmed zamaninda, Osmanlilara elçilik vazifesi
    ile gönderilen Bizans'in taninmis sahsiyetlerinden ve ayni zamanda saray tercümani olan
    Teologos Koraks'in bu sefer ayni vazife ile Murad'a gönderilmemis olmasi, saray nazirinin
    hilesine baglaniyordu. Bu sebeple Imparator Manuel, halkin süphesini ortadan kaldirmak
    gayesiyle Teologos Koraks'i Istanbul önlerinde çadirlarini kurdurmus bulunan Sultan
    Murad'a gönderdi ise de Koraks bir sey elde edemeyerek gerisin geriye dönmüstü.


    Bizans halkinin çektigi korku ve içinde bulundugu
    endisenin derecesi, ortalikta dolasan dedikodu ve rivayetlerden de belli oluyordu. Önemli
    sahsiyetlere karsi itimatsizligin bir ifadesi olan bu rivayetler, bazi kimselerin iskence
    ile öldürülmesine sebep oluyordu. Nitekim Sultan Murad'a elçi olarak gönderilen
    Teologos Koraks'in öldürülmesi, böyle bir rivayetin sonucunda gerçeklesmisti. Buna
    göre Koraks, idareciligini kendisine vermek sarti ile Murad'a sehri teslim etme sözü
    vermisti. O, Piyi (Silivri) kapisini açmak suretiyle Murad'in sehre girmesini
    saglayacakti. Bu dedikodu, Teologos Koraks'in, Murad'in yanindan dönüsünde tahkir
    edilmesine sebep oldu. Saray tercümani olan Koraks, Imparatorun huzurundan çikarken
    muhafiz askerler bagirip çagirarak Koraks'in idamini isterler. El ve ayaklari baglanan
    Koraks, askerlere teslim edilir. Askerler, Koraks'in üzerine çullanip onun gözlerini
    oyup vücudunu birçok yerinden yaralarlar. Bundan sonra bir zindana atilan Koraks, üç
    gün sonra oldugu yerde ölür. Evi de yagma edilip atese verilir.


    Bizans içerisinde böyle hadiseler cereyan
    ederken, Sultan Murad da sehri almak için esasli tedbirler aliyordu. Ordunun muhasarasi
    baslamadan önce Mihaloglu Mehmed Bey'in emrindeki askerler Istanbul çevresini
    vurmuslardi. Sonra bizzat padisah, ordunun basina geçerek kusatmaya basladi. Istanbul
    kara tarafindan tamamen sarilmisti. Sehrin surlarinin çikis kapilarinin karsilarina
    siperler kazdirildi. Bu siperler, gayet kalin, sert ve saglam kiris ile kalaslardan insa
    edilmis olup surlara dönük cephelerine ok, mizrak ve tas gülleye karsi agaç
    dallarindan sira halinde koruyucu mahiyette bir takim sedler ilave edilmisti. Öyle ki
    Türk ordusu, bu kuvvetli siperler sayesinde Bizans surlarini delip tahrip edecegine
    inaniyordu. Murad'in yaptigi bu muhasara, o ana kadar Osmanlilar'in yapmis oldugu en
    büyük ve en siddetlilerindendi.


    Sultan Murad, askerlerini gayretlendirmek ve
    onlarin sayilarini artirmak için Istanbul ve hazinelerinin askerlere birakilacagini ilan
    ettirdi. Bu haber üzerine orduya pek çok yerden katilmalar oldu.


    Kusatmaya, Yildirim Bâyezid'in damadi Emir Sultan
    adi ile bilinen Seyh Semseddin Buharî de bes yüz dervis ve muhibbani ile katilmisti. O,
    askerlerin arasinda dolasarak manevî nüfuzu ile onlari cesaretlendiriyordu. Bu arada iç
    murakebeye dalarak ve dua ederek Istanbul surlarinin Murad'in önünde açilacagi zamani
    bekliyordu.


    Emir Sultan, sonunda çadirindan çikarak 1422
    Agustos'unun 24 Pazartesi günü Kostantiniyye'nin düsecegini söyledi. Bazi kaynaklarin
    ifadesine göre Emir Sultan, dedigi gün ve zamanda bir savas atina binmis oldugu halde
    sehre dogru ilerler. Seyh kilicini kinindan çekip "Allah, Muhammed" diye
    haykirarak atini sürer. O, askerin basinda idi. Arkasindan Altinkapi ile Odunkapisi
    arasinda yani sehrin kara tarafindan surunu çevreleyen büyük hat üzerinde savas
    basladi. Bu hücum esnasinda Imparator Manuel ölüm döseginde idi. Oglu Ioannis, Sen
    Roman kapisini savunan askerin basinda idi. Kostantiniyye'nin bütün halki bu tehlikeli
    günde silah altinda idi. Kadinlar ve çocuklar kiliç yerine tirpan kullaniyor,
    fiçilarin altlarindan kendilerine kalkan yapiyorlardi. Savasin en kizgin zamanlarinda bir
    taraftan kopan "Allah" ve "Muhammed" nadalarina karsi, Bizanslilarin
    söyledikleri "Hiristos" ve "Panaiya" kelimeleri isitiliyordu. Günes
    batarken savas hâlâ sürüp gidiyordu. Sonunda Osmanlilar, ordugâhlarina döndüler.
    Bizanslilar, Müslümanlarin çekilmelerini gökten inen "Panaiya"nm (Hz.
    Meryem) görünüsüne baglamislardi. Öylesine ki o devir müverrihlerinden Kanano'ya
    göre bunu bizzat Emir Sultan da görmüstü.


    Istanbul, bu kusatmada da feth edilemedi. Sultan
    Murad, ordusunu Istanbul surlari önünden çekip kusatmayi kaldirdi. Böylece Istanbul,
    Imparatorun entrikalari sayesinde bir defa daha Osmanlilarin elinden kurtulmustu.
    Imparator Manuel, Bizans'in bundan önceki muhasaralarinda oldugu gibi, padisahin basina
    yeni gaileler açarak hükümdarin dikkatlerini baska bir yöne çekmeye çalismis ve
    bunda muvaffak da olmustu. O, Sultan Murad'in küçük kardesi ve Hamideli (Isparta)
    Sancak beyi Mustafa Çelebi'yi tesvik ederek sehzadenin saltanat davasina kalkmasina sebep
    olmustu. Iste bu yüzden Sultan Murad, Istanbul muhasarasini kaldirmak zorunda kalmisti.


    Takriben iki ay kadar süren bu muhasaranin
    kaldirilmasi için, hücum günü olan 24 Agustos 1422'de, burçlar üzerinde
    görüldügü ve Osmanlilar'in bundan dolayi kusatmayi biraktiklari iddia edilen kadin
    hayaleti, bir hikâyeden ileri gidemez. Hükümdari, muhasaradan vaz geçiren sebep ne
    Bizans'i kurtarmaya gelen Hz. Meryem, ne de Bizans'in güçlü bir sekilde karsi
    koymasidir. Kusatmanin kaldirilmasinin gerçek sebebi, hükümdarin küçük kardesi
    Mustafa'nin, saltanat dâvasina kalkisip Iznik'e kadar gelmis olmasidir.

      Forum Saati Ptsi Eyl. 25, 2017 1:45 am