hayalperestim

En son konular

» Duvar Süsleme
Çarş. Ağus. 25, 2010 10:42 am tarafından againnn

» S.a miLLet.
Salı Kas. 03, 2009 7:27 pm tarafından Ŧøŋđ

» Hangi Müzik Türünü Dinliyorsunuz?
Ptsi Kas. 02, 2009 9:37 pm tarafından beyazmelek

» Merhaba...
Salı Ekim 27, 2009 10:32 pm tarafından Ŧøŋđ

» bir kız
Paz Ekim 25, 2009 2:33 pm tarafından Ŧøŋđ

» Sizce bu sezon en iyi transferi hangi takim yapti?
Paz Ekim 25, 2009 2:32 pm tarafından Ŧøŋđ

» Böyle Site Url'si Olur Mu? :D
Paz Ekim 25, 2009 2:31 pm tarafından Ŧøŋđ

En iyi yollayıcılar

coll (1432)
 
PaTRoN (501)
 
TimuRLenG (403)
 
ratKo_pşaşe (327)
 
DarKinq (219)
 
Enjekte (76)
 
De'quell (55)
 
q1sKo (26)
 
D_R_A_G_O_N (14)
 
Yasak (10)
 

    MUSTAFA ÇELEBI'NIN ISYANI ve ÖLDÜRÜLMESI

    Paylaş
    avatar
    coll
    Co Admin
    Co Admin

    Erkek
    Mesaj Sayısı : 1432
    Yaş : 23
    <hr>Tuttuğu Takım :
    <hr>Rep Puanı : 1000
    Rap Seviyesi :
    <hr>Madalyaları :
    <hr>Başarı Puanı :
    100 / 100100 / 100

    Güçlülük :
    100 / 100100 / 100

    Aktiflik :
    100 / 100100 / 100

    Kayıt tarihi : 29/08/08

    MUSTAFA ÇELEBI'NIN ISYANI ve ÖLDÜRÜLMESI

    Mesaj tarafından coll Bir Salı Eyl. 02, 2008 2:57 pm

    MUSTAFA ÇELEBI'NIN ISYANI ve
    ÖLDÜRÜLMESI


    Sultan Ikinci Murad, hükümdarliginin ilk iki
    yilini iç isyanlari bastirmak ve ülke birligini yeniden tesis etmekle geçirdi. Gerek
    kendisi gerekse devleti için en büyük tehlike Mustafa Çelebi'nin isyani idi, Daha
    önce de temas edildigi gibi Mustafa Çelebi, Bizans Imparatoru'nun sözünden çikmamak,
    oglunu rehine olarak onun yarlina vermek ve Osmanlilar'a ait bazi yerleri Bizans'a terk
    etme karsiliginda Imparatorun adami ile bir antlasma yapmisti. Buna karsilik Imparator da
    Ikinci Murad'i degil, onu hükümdar olarak taniyacakti. Bu hareketin gerçeklesmesi için
    de Imparator ona yardim edecekti. Iki taraf arasinda gerçeklestirilen bu antlasma
    geregince Imparator, Limni adasinda sürgün hayati yasayan Mustafa Çelebi'yi Gelibolu
    önlerine çikarip ona yardim edecekti. Onu, 15 gemiden mütesekkil bir filo ile Gelibolu
    önlerine çikaran Leontarius, bu hareketi ile Bizans adina büyük bir basari saglamis
    oluyordu. Mustafa Çelebi, yaninda Izmiroglu Cüneyd Bey ve maiyetine ilaveten bir kisim
    Rum kuvvetleri de oldugu halde Gelibolu'ya gelir.


    Mustafa Çelebi'nin kuvvetleri Gelibolu'ya
    çiktiklari zaman karsilarinda Sultan Murad'in kuvvetlerini buldular. Iki taraf arasinda
    siddetli muharebeler oldu. Mustafa'nin kuvvetlerine kumanda eden Cüneyd Bey, galib
    gelince Mustafa kadirgadan inip karaya çikar. Ama muharebe yeniden devam edip
    siddetlenir. Geceyi kadirgada geçiren Mustafa Çelebi, Gelibolu halkinin ileri
    gelenlerini davet ederek kendisinin Yildirim Bayezid'in oglu oldugunu, Edirne'ye gitmesi
    için kendisine yol verilmesini ve hükümdar olarak taninmasini ister, Gelibolu halki ve
    civardakiler, Mustafa Çelebi'ye bey'at ettilerse de Sahmelek komutasindaki kale
    muhafizlari kaleyi teslim etmediklerinden Mustafa Çelebi, Izmiroglu Cüneyd Bey ile
    Leontarius'u kale önünde birakarak Aynaroz taraflarina dogru yürüyüp bazi yerleri ele
    geçirmisti. Halk, geçtigi yerlerde Mustafa Çelebi'ye iltihak ediyordu. Böylece, gün
    geçtikçe kuvvetleri de çogalip büyüyordu. Bu arada önemli olan mesele Rumeli'de
    sadece halk tabakasinin degil, askerin, komutanlarin ve Rumeli Beylerbeyi'nin Mustafa
    Çelebi'ye iltihak ederek onu hükümdar olarak kabul etmeleri geliyordu. Zaten onun kisa
    zamanda muvaffak olmasinin ve kuvvetlerinin çogalmasinin en önemli âmili Rumeli bey ve
    komutanlarinin kendisine katilmalari idi.


    Mustafa Çelebi'nin, Müslüman kani akitilarak
    zapt edilmis olan topraklari Bizans'a terk etmeyi kabul eden bir antlasma imzaladigi ve
    devletin birligini bozacak iddialarla ortaya çiktigi halde Rumeli beylerinin ona iltihak
    etmesi dikkati çekecek bir noktadir. Bazi tarihçilere göre bunun sebebini henüz on
    sekiz yasinda bulunan bir delikanlinin yerine, yetiskin bir kimsenin tahta geçmesi arzusu
    bulunmaktadir. Bununla beraber bu meseleye sadece yasça küçük veya büyük olma
    açisindan bakmamak gerekir. Bölge halkini etrafina toplamayi basaran Mustafa Çelebi,
    Vardar Yenicesinden sonra Edirne'yi de ele geçirmek suretiyle Rumeli'ne hakim olacakti.


    Cüneyd Bey'in fikir ve yardimi ile Rumeli'nin
    "Yayasini" "Müsellem" hale getiren Mustafa Çelebi, her birine
    elliser akça harçlik tayin ederek yeni bir teskilat kurmaya muvaffak olur. Bu uygulama,
    askerin hosuna gider. Mustafa Çelebi'nin yaptigi tahribat ve kazandigi basari haberleri
    Bursa'ya ulasinca Sultan Murad'in huzuru ile Vezir-i Azam ve Beylerbeyi Bâyezid, ikinci
    vezir Çandarlizâde Ibrahim, üçüncü vezir Haci Ivaz Pasa'larla Timurtas Pasa'nin
    Umur, Ali ve Oruç Beyler adindaki üç oglu bir görüsme yaparlar. Bu görüsmede
    Ibrahim Pasa ile Haci Ivaz Pasa, hem beylerbeyi olmasi hem de Rumeli beylerini yakindan
    tanimasi sebebiyle Bayezid Pasa'nin Mustafa Çelebi üzerine gönderilmesini teklif
    ederler. Timurtas Pasa'nin ogullari ise bizzat padisahin gitmesini söylerler. Sultan
    Murad, ilk iki vezirin teklifi üzere babasinin en güçlü vezirlerinden olan Bâyezid
    Pasa'nin gitmesini uygun görür.


    Gelibolu yolu kapali oldugundan Bâyezid Pasa kis
    mevsiminde Istanbul Bogazi'ndaki Güzelcehisar (Anadoluhisari)'dan Rumeli yakasina geçer.
    Yaninda büyük bir kuvvet yoktu. Edirne tarafina gidip orada da kuvvet topladi. Mustafa
    Çelebi'nin Gelibolu'dan çikip geldigini duyunca onu Sazlidere mevkiinde karsilar.
    Askeri, Mustafa Çelebi tarafina geçen bu Pasa da sehzadeye iltihaka mecbur olur. Mustafa
    Çelebi, Timur ile yapilan savasta aldigi yaralari göstererek Bâyezid Pasa'yi kendine
    baglayip vezir tayin etmek istediyse de çok geçmeden Evrenos ogullari ve Cüneyd Bey'in
    de tesviki ile onu Sazlidere'de öldürtür. Bâyezid Pasa'nin öldürülmesinden sonra
    bütün askerleri, Mustafa'nin tarafina geçerler. Bundan sonra parlak bir tören ve
    muzaffer bir eda ile Edirne'ye giren Mustafa Çelebi, burada hükümdarligini ilân eder.
    Rumeli'deki bütün sehir ve merkezler, onun hükümranligini tanidilar.


    Mustafa Çelebi, bundan sonra Anadolu'ya geçmek
    üzere Gelibolu'ya tekrar hareket eder. Artik Rumeli'nin bütün beyleri ve kuvvetleri
    onunla beraberdirler. Mustafa Çelebi'nin Sazlidere basansini haber alan Gelibolu
    muhafizi, kaleyi Dimitrius Leontarius'a teslim etmek zorunda kalir. Dimitrius, buraya
    asker ve mühimmat koymaya hazirlanirken, Izmiroglu Cüneyd Bey yetiserek buna mani olur.
    Bunun üzerine Mustafa Çelebi'ye bas vuran Dimitrius'a, Mustafa Çelebi, Gelibolu'yu
    Imparatora teslim edecegine dair verdigi sözü unutmadigini, ancak böyle bir harekette
    bulunmasinin Müslüman halk arasinda büyük bir infiale sebep olacagini bu yüzden
    halkin kendi padisahligini tanimayacagini söyler. Bunun üzerine Istanbul'a dönen
    Dimitrius Leontarius, durumu Imparatora anlatir.


    Mustafa Çelebi, Gelibolu kalesini tahkim ederek
    donanmaya komutanlar tayin eder. Buradaki isleri yoluna koyduktan sonra Edirne'ye
    dönerek, daha önce kardesi Çelebi Sultan Mehmed tarafindan devlet hazinesine konmus
    bulunan servete el koyarak sefahata baslar.


    împarator, Mustafa Çelebi'nin kendisini atlatarak
    Gelibolu'yu vermemesi üzerine onu terk edip Sultan Murad'la anlasmak ister. Bu siralarda
    Bursa'da bulunan Sultan Ikinci Murad, Gelibolu'nun Imparatora teslim edilmedigi haberini
    alinca o da bu firsattan istifade etmek ister. Bunun için, Bâyezid Pasa'nin ölümünden
    sonra Vezir-i Azam olan Çandarlizâde Ibrahim Pasa'yi elçi olarak Istanbul'a gönderir.
    Fakat Imparator, Gelibolu ile iki sehzadenin kendisine teslim edilmesinde israr ettigi
    için bir anlasmaya varilamaz. Bu durum, Sultan Murad'in, Mustafa Çelebi tarafindan
    kazanilan basarilardan bir hayli telasa düstügünü göstermektedir. Gerçekten de
    Sultan Murad, Yildirim Bâyezid zamaninda Bursa'ya gelen ve kaynaklarin ifadesine göre
    bütün Osmanli padisahlarinin kendisine hürmet ettigi, kendisinden daima hayir dua
    bekledikleri ve kendilerine kiliç kusatan Emir Sultan'dan manevî yardim talebinde
    bulunur. Verilen bilgiye göre Emir Sultan, Murad ile amcasi Mustafa Çelebi (Düzmece
    Mustafa) arasindaki mücadelede, Sultan Murad tarafini tutup onu tesci' etmis, ayni
    hükümdarin 1422 Istanbul muhasarasina beraberinde yüzlerce dervis ile bizzat istirak
    etmistir.


    Cenevizliler, Osmanlilar'dan önce Foça'daki sap
    madenlerini isletiyor ve Saruhanogullari'na her sene bir miktar para vererek buradaki
    kalede ikamet ediyorlardi. Buradan elde edilen saplari da Avrupa piyasalarina ihraç
    ediyorlardi. Bölge, Osmanlilar'a geçtigi zaman bu vergiyi Osmanlilar almaya basladilar.
    Bu Ceneviz kolonisi, dogudaki diger Ceneviz kolonileri gibi belli bir süre tayin edilen
    podesta (vali, komiser) veya konsoloslar vasitasiyle idare ediliyorlardi. Çelebi Sultan
    Mehmed'in sagliginda Foça'da Jan Adorno adinda bir podesta bulunuyordu. Burasi on sene
    müddetle kendisine verilmisti. Adorno, Foça madenlerini islemek karsiliginda senede
    yirmi bin altin üzerine Çelebi Sultan Mehmed'le anlasmisti. Çelebi Mehmed'in vefatindan
    sonra ortaya çikan Mustafa Çelebi hadisesi esnasinda, maden isi aksamis ve Jan Adorno
    yillik imtiyaz bedelini ödeyememisti.


    Adorno, Çelebi Sultan Mehmed'in ölüm haberini
    alinca bu firsattan istifade ile borcundan kurtulmak isteyerek Sultan Murad'a mektuplar
    yazar. Bu mektuplarda o, kendisini kadirgalarla Anadolu'dan Rumeli'ye geçirebilecegini ve
    kendisine hiç kimsenin yapamadigi hizmeti yapacagini söylemisti. Murad tarafindan
    memnuniyetle karsilanan bu teklif, zamani gelince iyi bir sekilde degerlendirilecektir.


    Böylece, Foça'lilarla da anlasan Sultan Murad'a
    karsilik Mustafa Çelebi, kazandigi zaferin sarhoslugu içinde kendini zevk ve eglenceye
    kaptirmisti. Askerinin hizmetlerine karsilik, onlari mükâfatlandirmayi aklina bile
    getirmiyordu. Hatta öylesine ki sayet Cüneyd, Sultan Murad'in hazirliklarini bildirerek
    kendisini tembelliginden uyandirmamis olsaydi, aleyhinde silahlandigi genç padisahi da
    unutacak ve Edirne'de hareketsiz oturup duracakti. Cüneyd, Mustafa'ya: "Murad,
    Imparatorla pazarlik halinde bulunuyor, üstelik Frenklerle de anlasiyor. Biz de Edirne'de
    hiç bir hazirlikta bulunmadan oturuyoruz. Onlar bu tarafa gelmeden önce biz karsi tarafa
    geçelim. Her bakimdan düsmanlarimizdan üstünüz. Onlar bu tarafa geçerlerse, bizim
    için felaket olur." diyerek onu ikaz ediyordu. Cüneyd, bu sözleri ile düsmanlari
    olan Sultan Murad'in Cenevizlilerle birlikte Avrupa'ya gelmeden önce kendilerinin Asya'ya
    geçmesini ögütlüyordu. Gerçi O, bu düsünce ve bunun mahsûlü olan hareketleri ile
    daha çok kendi menfaatlerine hizmet ediyordu. Çünkü sonucundan ümidini kestigi bir
    tesebbüsün sonlarindan, yeni bir hainlikle kurtulmak niyetinde idi.


    Mustafa Çelebi, derhal kuvvetlerini toplayarak 20
    Ocak 1422'de Gelibolu'ya gelip Lapseki'ye geçer. Sultan Murad'in müttefiki olan
    Cenevizlilerin donanmasi, Mustafa Çelebi'nin geçmesine mani olmak istediyse de bunda
    muvaffak olamaz. Mustafa Çelebi'nin yaninda on iki bin atli ve bes bin yaya vardi.
    Mustafa Çelebi, burada üç gün kaldiktan sonra Bursa'ya dogru harekete geçer. Bunu
    haber alan Sultan Murad, Bursa'dan çikarak Ulubad'a gelir. Ulubat deresi üzerindeki
    köprüyü keser. Böylece Mustafa'nin ordusunun sol kanadi denize dayanmis, sag kanadi da
    Ulubat gölü ve batakliklari ile kapanmis bulunuyordu.


    Sultan Murad'in maiyetinde Haci Ivaz Pasa ile
    Timurtas'in üç oglu Umur, Ali ve Oruç Beylerle, Cüneyd'in kardesi oldugu söylenen
    Hamza Bey de vardi. Iki taraf, Ulubat suyu önünde ve suyun iki kiyisinda karsilasirlar.
    Bu karsilasmada hiçbir taraf üstünlük saglayamaz. Sultan Murad'in ordusunda Mihaloglu
    Mehmed Bey de vardi. Bu zat, Musa Çelebi'nin Rumeli'deki saltanati zamaninda onun
    beylerbeyi yani ordu komutani idi. Bununla beraber el altindan Çelebi Mehmed'e taraftar
    idi. Çelebi Mehmed zamaninda akinci beyliginde ve divanda bulunmustu. Seyh Bedreddin
    Mahittud olayinda Tokat kalesinde hapsedilmisti. Murad hükümdar olup, Mustafa Çelebi
    hadisesi ortaya çikinca Murad'in devlet adamlari, eski söhretli Rumeli beylerinden olan
    Mihaloglu'nun serbest birakilarak gönlünün alinmasini ve bunun Rumeli akinci beyleri
    üzerindeki nüfuzunun büyüklügünden söz ettiler. Bunun üzerine Mihaloglu Mehmed Bey
    derhal Tokat'tan alinarak Bursa'ya getirilmis, oradan da ordu ile Ulubat önüne gelmisti.


    Mihaloglu Mehmed Bey, bir gece Ulubat çayinin
    kenarina gelerek Rumeli akinci beylerini isimleri ile çagirmaya baslar. Bunlar, çay
    kenarina gelerek ölmüs oldugunu sandiklan Mihaloglu'nun sag oldugunu anladilar. O,
    akinci beylerine padisahlarinin oglunu terk ederek bir düzme hükümdara tabi
    olduklarindan dolayi sitemde bulunur. Bu sitem karsisinda onlar, Mihaloglu'nun istegi
    dogrultusunda hareket edeceklerine söz verirler. Böylece Mihaloglu, Rumeli beylerinden,
    Murad'in tarafina geçeceklerine dair söz almis oldu. Bu görüsmeden haberdar olan
    Mustafa Çelebi, korkmaya baslar.


    Bu korku, kalbinde büyük süphelerin meydana
    gelmesine sebep olur.


    Bu sirada Mustafa, Ulubat çayinin kiyilarina
    yaklasir. Murad, savasa hazirlanmakla beraber, tahta çikisinda kendisine kiliç kusatan
    Emir Sultan'in kendisi için dua etmesini ister. Emir Sultan da üç gün üst üste dua
    edip zaferin Murad'a ait olmasi niyazinda bulunur. Bu üç gün içinde Mustafa,
    sinirlerinin fazlasiyla gerilmesinden dolayi bir burun kanamasina tutulur. Mustafa'nin
    taraftarlari bunu, onun yenilecegine bir isaret sayarlar.
    avatar
    coll
    Co Admin
    Co Admin

    Erkek
    Mesaj Sayısı : 1432
    Yaş : 23
    <hr>Tuttuğu Takım :
    <hr>Rep Puanı : 1000
    Rap Seviyesi :
    <hr>Madalyaları :
    <hr>Başarı Puanı :
    100 / 100100 / 100

    Güçlülük :
    100 / 100100 / 100

    Aktiflik :
    100 / 100100 / 100

    Kayıt tarihi : 29/08/08

    Geri: MUSTAFA ÇELEBI'NIN ISYANI ve ÖLDÜRÜLMESI

    Mesaj tarafından coll Bir Salı Eyl. 02, 2008 2:57 pm

    Tam bu esnada Vezir Haci Ivaz Pasa'dan, Mustafa
    Çelebi'ye gizli bir mektup gelir. Haci Ivaz, mektupta kendi sadakatinden bahs ettikten
    sonra Rumeli beylerinin Murad'la ittifakindan ve gününü tayin ettikleri bir baskinla
    ansizin kendisini yakalayacaklarindan inandirici bir sekilde söz eder. Bundan baska
    Timurtas Pasa ogullarindan da Cüneyd Bey'e bir mektup gelmisti. Onlarin bu mektubunda da
    dostluklar hatirlatiliyor ve Rumeli beylerinin Mustafa Çelebi'yi yakalayarak Sultan
    Murad'a teslim edeceklerine temas ediliyordu. Sayet kendisi Osmanlilarin hâkimiyetini
    taniyacak olursa, Aydin ve havalisinin kendisine verileceginden bahs ediliyordu.


    Mustafa Çelebi, Rumeli beylerinin Mihaloglu Mehmed
    Bey ile görüsmelerinden süpheye düsmüstü. Haci Ivaz Pasa'dan gelen mektup ise onun
    bu süphelerini büsbütün artirmisti. Bunun üzerine durumu Cüneyd Bey'e açar. Cüneyd
    Bey, kendisine gelen mektuplari da ona gösterir.


    "Harp hiledir" kaidesince uygulanan bu
    plân, kisa zamanda tesirini göstermis ve Mustafa Çelebi'nin, Cüneyd'den süphelenerek
    ona karsi güvensizlik duymasina sebep olmustu. Cüneyd ise bu isin sonunu iyi
    görmediginden, bir gece Mustafa'nin ordusundaki herkes uyurken, gümüs ve altindan en
    degerli esyasini alarak, silah arkadaslarindan kendisine en çok bagli olan yetmis kisi
    ile oradan çikip Aydin yolunu tutar. Kaçaklar, çadirlarinda isiklan yanar durumda
    biraktiklarindan, gidisleri ancak safak vakti anlasilabildi. Bu haber orduda hemen
    yayildi. Mustafa'nin askerlerini dehsetli bir korku sardi. Bu korku sadece orduda degil,
    bizzat Mustafa'nin kendisinde de vardi. O, Cüneyd'in Murad tarafina geçtigini
    zannetmisti. Bu esnada Sultan Murad'in ordusunda borazan ve davullarin çalmasi da ondaki
    bu düsünceyi kuvvetlendiriyordu.


    Aldatilmak suretiyle hiç kimseye güveni kalmayan
    Mustafa Çelebi, bir an evvel Rumeli tarafina kaçip kurtulmak istiyordu. Çok az maiyeti
    ile Lapseki'ye dogru yola koyuldu. Bunun kaçmasindan sonra Ulubat nehri üzerine kurulan
    köprüden karsiya geçen Rumeli beyleri ve akinci tavcilari (timarli akincilar) gelip
    Sultan Murad'a bas egdiler.


    Mustafa Çelebi kaçarken Biga çayi önüne
    gelerek mevsim sartlan geregi nehrin taskin olmasindan dolayi Biga kadisinin yardimiyla ve
    bir hayli altin karsiliginda geçidi bulup karsi tarafa geçmeye muvaffak olur. Sahile
    inen Mustafa Çelebi, orada bulunan gemilere binerek Gelibolu tarafina hareket eder.
    Giderken takip edilmemesi için Anadolu sahilinde ne kadar nakil vasitasi varsa hepsine el
    koyar. Gelibolu limanim da tahkim eden Mustafa Çelebi, Gelibolu'daki vasitalarin Anadolu
    sahiline geçmemeleri için onlari da karaya çektirmek suretiyle kendi konumunu emniyet
    altina alip sahillere muhafizlar tayin eder.


    Böylece, harp etmeksizin savas alanina
    muzafferâne bir sekilde sahip olan Sultan Murad'in adamlari, kendisine hiç tereddüd
    göstermeden ve sicagi sicagina Mustafa Çelebi'nin takib edilip bu isin bitirilmesini
    teklif ederler. Ama Anadolu sahilinden, karsi sahile geçmek üzere onlara yardimci olacak
    bir vâsita da yoktu. Fakat Sultan Murad, daha önce anlastigi Foça Ceneviz Beyi
    Adorno'ya vaziyeti bildirerek derhal harp gemilerini göndermesini ister. Adorno, hazir
    durumda beklemekte olan yedi kadirga ile bogazi geçip Lapseki'ye gelir. Sultan Murad, bes
    yüz kadar maiyeti ile kadirgalarin en büyügüne biner. Diger kadirgalarda da Türk ve
    Frenk askerleri bulunuyordu. Gemilerle denizin ortasina gelindiginde Adorno, Sultan
    Murad'in önünde diz çökerek, sap madenleri sebebiyle Osmanli hazinesine olan borcunun
    bagislanmasini rica eder. Yirmi yedi bin Bizans altini tutan bu borç, Sultan Murad
    tarafindan aff edilerek Adorno'nun eline bir belge verilir. Gelibolu sahilinde bulunan
    Mustafa Çelebi, Ceneviz gemilerinin yaklastigini görünce Adorno'ya bir adam göndererek
    Murad'i karaya çikarmamasini, buna karsilik kendisine elli bin altin vermeyi teklif
    ettiyse de bu teklif red olunur.


    Karaya çikmaya muvaffak olan Sultan Murad'in
    ordusu ile Mustafa Çelebi'nin ordusu arasinda meydana gelen muharebede Mustafa'nin
    kuvvetleri maglup olarak kaçarlar. Gelibolu kalesi, Sultan Murad'a teslim olur. Harp
    meydanindan sür'atle kaçan Mustafa Çelebi, nihayet Edirne'ye ulasir. Sarayda bulunan
    hazineyi alarak Eflâk tarafina dogru kaçmaya baslar. Üç gün kadar Gelibolu'da kalan
    Murad, kaleyi teslim aldiktan sonra süratle ve büyük bir ordu ile yoluna devam edip
    Edirne'ye girer.


    Murad, Mustafa'yi takip etmek üzere seçme
    kuvvetler gönderir. Mustafa Çelebi, Sultan Murad kuvvetleri tarafindan süratle takip
    edilir. Bu kuvvetler, kendisini Edirne'nin kuzeyinde ve Tunca nehrinin kenarindaki
    Kizilagaç Yenicesi'nde yakalayarak Edirne'ye getirirler. Sultan Murad, Mustafa'nin
    herhangi bir sahis gibi umumi meydanda asilmasini emreder. Onun, bu sekilde meydanda
    asilmasi, kendisinin Osmanli sülalesinden olmadiginin belirtilmesi içindi. 825 (1422)
    yilinda Edirne'de asilarak öldürülen Mustafa Çelebi'nin Rumeli'deki hükümdarligi,
    takriben bir buçuk yil kadardir.

      Similar topics

      -

      Forum Saati Ptsi Eyl. 25, 2017 1:47 am