hayalperestim

En son konular

» Duvar Süsleme
Çarş. Ağus. 25, 2010 10:42 am tarafından againnn

» S.a miLLet.
Salı Kas. 03, 2009 7:27 pm tarafından Ŧøŋđ

» Hangi Müzik Türünü Dinliyorsunuz?
Ptsi Kas. 02, 2009 9:37 pm tarafından beyazmelek

» Merhaba...
Salı Ekim 27, 2009 10:32 pm tarafından Ŧøŋđ

» bir kız
Paz Ekim 25, 2009 2:33 pm tarafından Ŧøŋđ

» Sizce bu sezon en iyi transferi hangi takim yapti?
Paz Ekim 25, 2009 2:32 pm tarafından Ŧøŋđ

» Böyle Site Url'si Olur Mu? :D
Paz Ekim 25, 2009 2:31 pm tarafından Ŧøŋđ

En iyi yollayıcılar

coll (1432)
 
PaTRoN (501)
 
TimuRLenG (403)
 
ratKo_pşaşe (327)
 
DarKinq (219)
 
Enjekte (76)
 
De'quell (55)
 
q1sKo (26)
 
D_R_A_G_O_N (14)
 
Yasak (10)
 

    Sultan 2. Murad Dönemi

    Paylaş
    avatar
    coll
    Co Admin
    Co Admin

    Erkek
    Mesaj Sayısı : 1432
    Yaş : 23
    <hr>Tuttuğu Takım :
    <hr>Rep Puanı : 1000
    Rap Seviyesi :
    <hr>Madalyaları :
    <hr>Başarı Puanı :
    100 / 100100 / 100

    Güçlülük :
    100 / 100100 / 100

    Aktiflik :
    100 / 100100 / 100

    Kayıt tarihi : 29/08/08

    Sultan 2. Murad Dönemi

    Mesaj tarafından coll Bir Salı Eyl. 02, 2008 2:56 pm

    SULTAN iKiNCi MURAD
    DÖNEMI


    1404 Haziran'inda Amasya'da dünyaya gelen Murad,
    babasi Çelebi Sultan Mehmed (Birinci Mehmed)'in vefati üzerine daha 17 veya 18 yasinda
    bir delikanli iken Osmanli tahtina geçip idareyi eline almak zorunda kaldi. Ileride de
    temas edilip görülecegi gibi onun yönetimde bulundugu dönem, idarî, mülkî ve
    hukukî mekanizmanin istikrarli bir sekilde intizam ve ahenkle yürüyen bir devir
    olmustu. Bununla beraber hâlâ Timur âfetinden kalma ve islemekte bulunan bazi yaralarin
    bulunduguna isaret etmek gerekir.


    Yas bakimindan çocukluktan henüz çikmis olan
    Ikinci Murad, hem savas sanatinda hem de siyasî deha ve anlayista çocukluktan çok
    uzakti. Gerçekten henüz on iki yaslarinda iken Seyh Bedreddin Mahmud isyaninin
    bastirilmasinda oynadigi önemli rol, babasi Çelebi Mehmed'in, oglunun yasina göre
    vaktinden önce tahta çikabilecegini ve buna lâyik olabilecegini sezdigi
    belirtilmektedir. Bunun için de hükümdar, oglunun, hükümdarlarin görmesi gereken
    egitimden geçirilmesini istemis, veliahdin savaslar ve iktidarin zorluklari ile
    karsilasmasini arzulamistir. Oglunun erken yaslarda tahta geçmesi, babasinin tasarilarina
    da uygun düsüyordu. Genç yasi, yakisikliligi, iliskilerindeki zerafet ve nezaket,
    gögüs gögüse olan savaslardaki mahareti, kendisinden daha yasli ve tecrübeli
    savasçilar ile bilhassa vasisi durumundaki Bâyezid Pasa ile yaptigi tartismalarda son
    derece yumusak basli davranmasi ve çocuksu görünüsüyle askerlerinin onu hem kalpten
    sevmeleri, hem de kudretine saygi göstermeleri, Ikinci Murad'i ordunun yegane hâkimi
    durumuna getirmisti. Babasinda görülen muntazam yüz hatlari, oldugu gibi ogluna da
    geçmisti. Onun manevî etkisine yakisikliligindan ileri gelmis bir tesir de eklenmisti.
    Velhasil, bir milletin, kendi basinda bulunan hükümdarda görmek istedigi, tabiatin taci
    olan yakisiklilik, bütünüyle Ikinci Murad'da toplanmisti.


    Sehzade Murad, 1410 yilina kadar Amasya sarayinda
    kaldi. Sonra babasi Çelebi Mehmed ile Bursa'ya, 1413'te de Edirne'ye gitti. 12 yasina
    girince Rum vilayeti beyligi ile Amasya'ya geldi. Amasya, Tokat, Sivas, Çorum ve Osmancik
    bölgelerini içine alan Rum veya Danismendiye vilayeti, Osmanlilar'in dogu sinir vilayeti
    olup o dönemlerde fevkalâde bir önemi haiz idi. Bu yüzden Osmanli sultani, sarktaki
    gelismeleri çok dikkatle takip etmek zorunda idi. Çünkü burada, küçümsenmeyecek
    miktarda Türkmen ve Mogol göçebeleri vardi. Bunlari, merkezin kontrolü altinda
    tutabilmek pek kolay bir is degildi. Iste Çelebi Sultan Mehmed, büyük oglu Murad'i
    lalasi Yörgüç Bey ile bu mühim vilayetin basina gönderiyordu. Tayininden bir yil
    sonra Murad, idaresinde bulunan Amasya kuvvetleri ile Börklüce Mustafa isyanini
    bastirmak üzere Saruhan ve Izmir taraflarina hareket emrini almisti.


    Babasi tarafindan, ileride hükümdar olabilecek
    sekilde yetistirilen Murad, babasinin ölüm haberini alinca Amasya ile Bursa'yi birbirine
    baglayan uzun yolu süratle asip Bursa'ya yetisir. Çelebi Sultan Mehmed'in ölümünden
    ancak o zaman haberdar olan Yeniçeriler, yeni sultani karsilamak üzere sehrin disina
    çikarlar. Yeniçeriler, onunla birlikte saraya kadar gelip huzurunda geçit resmini
    tamamladiktan sonra bagliliklarini bildirirler. Bursa'da, devlet ileri gelenleri ile
    yeniçeriler tarafindan kendisine bey'at edilen Murad Bey, babasinin cenazesini muhtesem
    bir törenle Yesil Cami yanindaki türbesine defn ettirip bir hafta yas tutulmasini emr
    eder. 25 Haziran 1421'de, babasinin ölümünden kirk gün sonra Osmanli tahtina geçip
    hükümdar olan Murad'a, Yildirim Bâyezid'in damadi Seyh Emir Buharî hazretleri kendi
    eliyle kiliç kusatip hükümdarligini ilan eder. Hükümdar olduktan sonra çevresinde
    bulunan beylikler ile politik bakimdan önemli olan Karaman, Germiyan, Mentese, Dulkadir,
    Isfendiyar beyleri ile Misir Sultani, Akkoyunlu ve Karakoyunlu emirleri, Hindistan
    hükümdari, Alman Imparatoru, Macar Krali Sigismond, Bizans Imparatoru ile Eflâk ve
    Bogdan Voyvodalari, Sirp ve Bosna Krallari, Mora Despotu ve Venedik Cumhuriyeti gibi
    devletlerin tamamina özel elçiler ile mektuplar gönderip kendisinin Osmanli tahtina
    geçip hükümdar oldugunu bildirir.


    Tahta geçtigi sirada babasi gibi baris
    temayülünde oldugu anlasilan Sultan Ikinci Murad'in bu barisçi arzusu, özellikle
    Bizans tarafindan farkli bir anlayisla yorumlanacaktir. Bu sebeple Bizans, hemen hemen her
    zaman oldugu gibi, bu sefer de, saltanat degisikliginin meydana getirecegi nazik durumdan
    yararlanmaya yeltendi.


    Sultan Murad'in, Osmanli toplumunu taht hakkinda
    tereddüde düsürecek yasta baska erkek kardesi yoktu. Onun, iki kardesi, daha
    babalarinin sagliginda ölmüslerdi. Sadece çocuk denebilecek yasta iki küçük kardesi
    kalmisti. Bunlar da daha sonra vebadan öleceklerdi.


    Daha önce de temas edildigi gibi, Müslüman ve
    Hiristiyan devletlere elçiler gönderen Sultan II. Murad, Karaman Beyi ve Macarlarla
    birer baris antlasmasi yapar. Barisi seven bir kimse olarak Sultan Murad, bu duygusunu her
    zaman açiga vuruyordu. Fakat Bizans devlet adamlarinin Osmanlilar'daki saltanat
    degisikliginin meydana getirebilecegi ilk günlerdeki saskinlik havasindan faydalanmak
    istemeleri, Sultan Murad'i mücadeleye hazirlanma mecburiyetinde birakti. Bizans'tan,
    Sultan Murad'i tebrik için gönderilen elçiye verilen gerçek talimat, Mustafa Çelebi
    (Düzme Mustafa)'nin elde bulunusundan istifadeyi temindi. Imparator Manuel, bir koz
    olarak elinde tuttugu Mustafa Çelebi vasitasiyle Murad'dan bazi menfaatler temin etmek
    istiyordu. Buna göre, imparatorun elçisi Çelebi Sultan Mehmed'in vasiyetine istinaden
    Murad'in, küçük kardeslerinin kendisine teslim edilmesini ister. Çelebi Sultan
    Mehmed'in iki küçük oglunun (Yusuf ve Mahmud) Bizans'a gönderilme isi, sadece bir
    vasiyet olduguna göre iki devlet arasinda taahhüde bagli olmayan bir mesele idi. Bunu
    bir hak isteme seklinde ileri sürmek, Bizans kurnazligindan baska bir sey degildi.
    Nitekim elçinin sehzadelerle ilgili talebine veziri azam ve Rumeli beylerbeyi olarak
    islerin idaresini elinde bulunduran Bâyezid Pasa, padisah adina "Müslüman
    evladinin, müslüman olmayanlar yaninda terbiye ve egitim görmesinin Seriat-i
    Muhammediye'ye aykiri oldugu, bu bakimdan efendisi imparatora bu vâsilikten vaz geçerek
    kendisi ile iyi iliskilerini devam ettirmesini rica eyledigini" söyler. Böylece,
    daha önce alinan vâsilik kararina uyulmayarak sehzadeler Tokat'a gönderilir.


    Manuel, elçilerine verilen bu cevabi
    ögrenince, memleketinin içinde bulundugu acikli durumu ve güçlü bir düsmanin
    öfkesini üstüne çekmekle kendisini tehlikelere atmis olacagini hesap etmeksizin
    Dimitrius Laskaris Leontarius'u iyice silahlanmis on kadirga ile Limni adasina gönderir.
    Leontarius, imparator adina burada adeta bir sürgün hayati yasayan Mustafa Çelebi ile
    pazarliga girisir. Yapilan bu pazarliga göre Mustafa ve onun kader arkadasi olan
    Izmiroglu Cüneyd serbest birakilacaklardi. Mustafa, tahtin mesru vârisi olarak kabul
    edilecekti. Limni adasindaki sürgün hayatindan sonra böyle bir devlet kusunun basina
    konmasina sevinen Mustafa Çelebi, saltanati ugruna bol bol vaadlerde bulunur. Imparator,
    entrikali siyasetinin Müslüman Türkler arasinda çikaracagi nifaktan büyük faydalar
    umarak Mustafa'ya bazi sartlar teklif edince bunlar büyük bir istiyakla kabul edilir.
    Buna göre sayet Mustafa basarili olursa Gelibolu ile Istanbul'un kuzeyinde Bogdan
    sinirina kadar Karadeniz kiyisindaki bütün sehirler ile güneyde Erysus ve Aynaroz'a
    kadar olan yerlerin tamamini Imparatora geri vermeyi taahhüd etti. Böylece Mustafa,
    büyük emeklerle elde edilmis bulunan topraklan, tekrar Bizans'a vermeyi kabul ediyordu.
    Mustafa, kendisi için utanç verici olan bu antlasmayi imzaladiktan ve yemin ile de onu
    teyid edip saglamlastirdiktan sonra Leontarius, 15 gemiden mütesekkil bir filo ile onu ve
    yandaslarini Gelibolu önlerine çikarir (Eylül 1421). Bu hareketi ile Sultan Ikinci
    Murad'a karsi cephe alan Bizans'la birlikte Anadolu beylikleri de yeni hükümdarin babasi
    olan Mehmed Çelebi'nin yaptigi ilhaklari geri almak ve Osmanli tabiiyetini tanimamak
    suretiyle ayaklanip Anadolu birliginin bozulmasina sebep oldular. Nitekim Germiyanoglu II.
    Yakub Bey, Sultan Murad'i tanimayarak Mustafa Çelebi'nin tarafini tuttugu gibi, Hamideli
    de Karamanoglu tarafindan isgal edildi. Öte yandan babalan Ilyas Bey tarafindan Osmanli
    sarayina gönderilmis bulunan Menteseogullari'ndan Ahmed ve Leys de bu karisikliklardan
    istifade ile kendi memleketlerine dönmüs ve bagimsizliklarini ilan edip kendi adlarina
    bastirdiklari paralara Osmanli hükümdarinin adini koymamak suretiyle onu tanimadiklarini
    gösterdiler.
    Anadolu
    birligine vurulan darbe bu kadarla da bitmiyordu. Aydinoglu ile Saruhanoglu eski
    topraklarindan bir kismini ellerine geçirmislerdi. Keza taarruza geçen Isfendiyar Bey de
    Osmanlilar'in himayesi altinda Çankiri, Kalecik ve Tosya'da hüküm süren oglu Kasim'i
    buralardan kovmustu. Sultan Murad, Bizans tarafindan tertiplenen ve Osmanli ülkesini
    bölmeye yönelik olan Sehzade Mustafa isyani ile ugrasirken bu oldu-bittilere karsi
    sessiz kalmak ihtiyacini hissetmisti. Zira günün siyasî sartlari bir müddet için onu
    böyle davranmak zorunda birakmisti.

      Forum Saati Cuma Kas. 24, 2017 2:02 pm