hayalperestim

En son konular

» Duvar Süsleme
Çarş. Ağus. 25, 2010 10:42 am tarafından againnn

» S.a miLLet.
Salı Kas. 03, 2009 7:27 pm tarafından Ŧøŋđ

» Hangi Müzik Türünü Dinliyorsunuz?
Ptsi Kas. 02, 2009 9:37 pm tarafından beyazmelek

» Merhaba...
Salı Ekim 27, 2009 10:32 pm tarafından Ŧøŋđ

» bir kız
Paz Ekim 25, 2009 2:33 pm tarafından Ŧøŋđ

» Sizce bu sezon en iyi transferi hangi takim yapti?
Paz Ekim 25, 2009 2:32 pm tarafından Ŧøŋđ

» Böyle Site Url'si Olur Mu? :D
Paz Ekim 25, 2009 2:31 pm tarafından Ŧøŋđ

En iyi yollayıcılar

coll (1432)
 
PaTRoN (501)
 
TimuRLenG (403)
 
ratKo_pşaşe (327)
 
DarKinq (219)
 
Enjekte (76)
 
De'quell (55)
 
q1sKo (26)
 
D_R_A_G_O_N (14)
 
Yasak (10)
 

    Uçuş makinasının özellikleri

    Paylaş
    avatar
    coll
    Co Admin
    Co Admin

    Erkek
    Mesaj Sayısı : 1432
    Yaş : 24
    <hr>Tuttuğu Takım :
    <hr>Rep Puanı : 1000
    Rap Seviyesi :
    <hr>Madalyaları :
    <hr>Başarı Puanı :
    100 / 100100 / 100

    Güçlülük :
    100 / 100100 / 100

    Aktiflik :
    100 / 100100 / 100

    Kayıt tarihi : 29/08/08

    Uçuş makinasının özellikleri

    Mesaj tarafından coll Bir Salı Eyl. 02, 2008 11:19 am

    Uçuş makinasının
    özellikleri













    <table width="79%" align="center" border="0" cellpadding="1" cellspacing="0"> <tr>
    <td bgcolor="#006699">
    Tıklayınız...

    </td>
    </tr>
    </table>
    Kuşları incelediğimizde, vücutlarının tüm özelliklerinin uçuş için
    özel olarak tasarlandığını görürüz. Öz kütlenin düşürülmesi ve böylece
    ağırlığın azaltılması için kemiklerin içi boş olarak yaratılmış ve vücuda
    hava keseleri yerleştirilmiştir. Dışkının katı olmayıp yarı sıvı olması
    vücutta gereksiz su tutulmasını ve böylece ağırlığın artmasını engeller.
    Tüyler de hacimlerine karşılık son derece hafif yapılardır.
    Kuşlardaki bu özel yapıları sırayla inceleyelim.




    1- İskelet
    Kuş kemiklerinin içi boş olmasına rağmen, iskelet, hayvanın sahip olduğu
    kuvvete oranla fazlasıyla güçlüdür. Örneğin 18 cm. uzunluğundaki kocabaş
    kuşu, bir zeytin çekirdeğini kırmak için gagasıyla ona 68,5 kg.lık bir
    basınç uygulayabilir. Kara canlılarınınkinden daha "derli-toplu"
    bir yapıya sahip olan kuş iskeletinde omuz, kalça ve göğüs kemerleri birbirine
    kaynaşmış bir şekilde birleşiktir. Bu yaratılış kuşa daha sağlam bir yapı
    kazandırmaktadır. İskeletin bir başka özelliği, başta belirttiğimiz gibi
    diğer bütün omurgalı canlıların iskeletinden hafif olmasıdır. Örneğin
    bir güvercinin iskeleti, hayvanın vücut ağırlığının toplamının sadece
    % 4.4'ünü oluşturmaktadır. Bir Fregat kuşunun kemiklerinin toplamı ise
    118 gr gelmektedir ve bu miktar, hayvanın tüylerinin toplam ağırlığından
    daha azdır.

    <table width="100%" align="justify" border="0" cellpadding="1" cellspacing="0"> <tr>
    <td>

    </td>
    </tr>
    <tr>
    <td class="resimalti">
    Kuş kemikleri çok hafif ve sağlamdır.
    Bunun en büyük nedeniyse, içlerinin boş oluşudur. Boş kısımlaırn
    içinde hava bulunur. Kmeikler iç kısımda eğik desteklerle
    sağlamlaştırılmıştır. Modern uçaklaırn kanatları da, kuş
    kemiklerinden ilham alınarak içleri boş şekilde tasarlanmaktadır.

    </td>
    </tr>
    </table>


    2- Solunum Sistemi
    Kara canlılarıyla kuşların solunum sistemleri de birbirlerinden tamamen
    farklı prensiplerle çalışır. Bunun sebebi kuşların oksijen ihtiyacının
    kara canlılarına göre çok daha fazla olmasıdır. Örneğin, bir kolibri kuşunun
    oksijen ihtiyacı bir insanınkinin neredeyse 20 katıdır. Dolayısıyla, bir
    kara canlısının akciğeri, kuşun ihtiyacı olan yeterli oksijeni sağlayamaz.
    Bu nedenle, kuşların akciğerleri çok farklı bir yapıyla yaratılmıştır.

    Kara canlılarının akciğerleri "çift yönlü" bir yapıya sahiptir:
    Nefes alma sırasında, hava akciğerdeki dallanmış kanallar boyunca ilerler
    ve küçük hava keseciklerinde son bulur. Oksijen-karbondioksit alışverişi
    burada gerçekleştirilir. Ancak daha sonra, kullanılmış olan bu hava, tam
    ters yönde hareket eder ve geldiği yolu izleyerek akciğerden çıkar, ana
    bronş yoluyla da dışarı atılır.

    <table width="100%" align="center" border="0" cellpadding="3" cellspacing="0"> <tr>
    <td width="31%">


    </td>
    <td class="resimalti" width="69%">
    KUŞLARA
    ÖZEL AKCİĞER
    Kuşlar, sözde ataları olan sürüngenlerdne çok farklı bir
    anatomiye sahiptir . Kuş akciğerleri, kara canlılarına tamamen
    ters bir biçimde işler. Kara canlıları havayı aynı nefes
    borusundan alır ve verir. Kuşlarda ise hava akciğere ön
    taraftan girerken arka taraftan dışarı verilir. Uçuş sırasında
    çok yüksek miktarda oksijene ihtiyaç duyan kuşlara böyle
    özel bir "tasarım" yapılmıştır. Böyle bir yapının
    sürüngen akciğerlerinden evrimleşerek ortaya çıkması imkansızdır.

    </td>
    </tr>
    </table>

    Kuşlarda ise hava akciğer kanalı boyunca "tek yönlü" hareket
    eder. Akciğerlerin giriş ve çıkış kanalları birbirlerinden farklıdır ve
    hava daimi olarak akciğer içinde tek yönlü olarak akar. Böylece kuş, havadaki
    oksijeni kesintisiz olarak alabilir. Böylece kuşun yüksek enerji ihtiyacı
    karşılanmış olur. Bu durumu konunun uzmanı H.R.Duncker şöyle ifade eder:

    "Kuşlarda ana bronş, akciğer dokusunu oluşturan tüplere ayrılır.
    Parabronşi diye adlandırılan bu tüpler sonunda tekrar birleşerek, havanın
    akciğerler boyunca tek bir yönde devamlı akımını sağlayacak sistemi meydana
    getirirler... Kuşlardaki akciğerlerin yapısı ve genel solunum sisteminin
    çalışması tümüyle kendine özgüdür. Kuşlardaki bu "avien" sistemi
    başka hiçbir omurgalı akciğerinde bulunmaz. Bu sistem bütün kuş türlerinde
    aynıdır."
    Ünlü bir biyokimyacı olan Michael Denton bir yazısında bu kadar mükemmel
    bir sistemin kademeli evrimle oluşamayacağını şöyle açıklar:


    <table width="100%" align="center" border="0" cellpadding="3" cellspacing="0"> <tr>

    <td width="181"></td>
    <td class="resimalti" width="748">Kuş akciğerlerinin çevresinde
    hava kesecikleri bulunur. Hava, önce bu keseciklerde toplanır
    sonrada düzenli olarak akciğerin içine pompalanır böylece
    kuşların yüksek oksijen gereksinimi de karşılanmış olur.</td>
    </tr>
    </table>

    "Böyle tamamen değişik bir solunum sisteminin, azar azar küçük
    değişiklerle standart omurgalı dizaynından evrimleşmiş olduğu iddiası,
    düşünülmeden ortaya atılmış bir tezdir. Solunum faaliyetinin bu evrim
    süresince hiç aksamadan korunması, organizmanın hayatını sürdürmesi için
    gereklidir. En küçük bir eksik fonksiyon ölümle sonuçlanacaktır. Kuş akciğeri
    de, içinde dallanmış olan parabronşlar ve bu parabronşlara hava sağlanmasını
    garanti eden hava kesesi sistemi ile birlikte en üst düzeyde gelişmiş
    olana kadar ve beraberce, iç içe geçmiş mükemmel bir şekilde işlevini
    yapana kadar, bir solunum organı olarak görev yapamaz."
    Kısacası, kara tipi akciğerden hava tipi akciğere geçiş, ara geçiş safhasında
    bulunan bir akciğerin hiçbir işlevselliğinin olmaması sebebiyle mümkün
    değildir. Akciğeri çalışmayan bir canlı ise birkaç dakikadan fazla yaşayamaz.
    Çünkü mutasyonların kendisini tesadüfen kurtarmalarını bekleyecek milyonlarca
    yılı yoktur.
    Kuş akciğerinin bu benzersiz yapısı, uçuş için gerekli olan yüksek miktarda
    oksijen ihtiyacını karşılamaya yönelik, çok mükemmel bir yaratılışın varlığını
    göstermektedir. Yalnızca kuşlara özgü bu anatominin bilinçsiz mutasyonların
    amaçsız bir sonucu olamayacağını görmek için, biraz sağduyu yeterlidir.
    Açıktır ki kuş akciğeri, canlıların Allah tarafından yaratıldıklarının
    sayısız delilinden sadece biridir.

    3-Denge Sistemi
    Allah tüm canlılar gibi kuşları da kusursuz bir biçimde yaratmıştır.
    Bu gerçek, her detayda kendini belli eder. Kuşların vücutları uçuştaki
    muhtemel bir dengesizliği engellemek için özel bir yaratılışla var edilmiştir.
    Hayvanın uçuş sırasında öne doğru eğikleşmesini engellemek için, kafası
    özel olarak hafif kılınmıştır: Ortalama bir kuşun kafasının ağırlığı,
    vücut ağırlığının yalnızca %1' ini oluşturur.
    Tüylerin aerodinamik yapısı da kuşların denge sistemindeki önemli bir
    özelliktir. Özellikle kanat ve kuyruk bölgelerindeki tüyler, kuşa çok
    etkili bir denge sistemi sağlar.
    Bu özellikler, bir doğanın (falcon pereginus) saatte 384 km. hızla avına
    dalarken, hiçbir şekilde dengesini yitirmemesini sağlar.

    4- Güç ve Enerji Problemi
    Bir olaylar zinciri şeklinde ortaya çıkan her bir süreç, ister biyoloji,
    ister kimya veya fizik bilimlerini ilgilendirsin, "enerjinin korunumu
    prensibi"ne uygun olarak gelişir. Bunu özetle "belli bir işin
    yapılabilmesi için belirlenmiş miktarda enerji gereklidir" şeklinde
    de anlatabiliriz.
    Enerjinin korunumu prensibinin çarpıcı bir örneğini, kuşların uçuşunu
    gözlemlediğinizde bulabilirsiniz. Göçmen kuşların, uçuşa başlamadan önce,
    yolculuklarını tamamlamalarını sağlayacak miktarda enerji depolamaları
    şarttır. Buna karşın, uçmanın bir diğer şartı da mümkün olduğunca hafif
    olabilmektir. Uçabilmek için, bedeli ne olursa olsun fazla kilolardan
    kaçınılmalıdır. Bu arada yakıtın da mümkün olduğunca verimli olması şarttır.
    Yani yakıt minimum ağırlıkta tutulurken, verdiği enerjinin maksimum olması
    gereklidir. Bunların hepsi kuşlar için çözümlenmiş olması gereken problemlerdir.
    İlk adım en ekonomik uçuş hızının tespit edilmesidir. Eğer kuş çok yavaş
    uçacak olsa, havada asılı kalması için çok enerji sarf etmesi gerekecektir.
    Çok hızlı uçacak olsa, bu sefer de meydana gelen hava direncini aşmak
    için çok yakıt tüketmesi gerekecektir. Bu durumda yakıtın en az tüketilmesi
    için ideal değerde bir uçuş hızının gerektiğini görürüz. Bu arada şunu
    da hatırlatmak gerekir ki, iskeletlerinin ve kanatlarının aerodinamik
    yapılarındaki farklılar nedeniyle her kuş için farklı bir ideal hız geçerlidir.

    Bu enerji sorununu altın yağmur kuşu (Pluvialis dominica fulva) üzerinde
    inceleyelim: Bu kuş, kışı geçirmek için her yıl Alaska'dan Hawaii'ye göç
    eder. Durmaksızın yaptığı uçuşu sırasında rotası üzerinde hiç ada bulunmaz.
    Dolayısıyla kuşun uzun yolculuğu sırasında hiçbir dinlenme imkanı yoktur.
    Varış, başlangıç noktasından 4000 km uzaktadır ve bu mesafe aralıksız
    yaklaşık 250 bin kanat çırpışını gerektirir. Yolculuğun tümü 88 saaten
    fazla sürer.
    Kuşun yolculuğa başlarken ağırlığı 200 gramdır. Bunun 70 gramı, yolda
    yakıt olarak kullanılacak yağlardan oluşur. Ancak kuş bilimciler, bir
    altın yağmur kuşunun bir saat uçmak için harcadığı enerjiyi tespit etmiş
    ve kuşun 88 saatlik uçuş için en az 82 gram yakıt harcayacağı sonucuna
    varmışlardır. Yani kuşun 12 gramlık bir açığı vardır ve hesaplara göre
    Hawai'ye varmadan yüzlerce kilometre önce enerjisinin bitmesi ve denize
    düşmesi gerekmektedir.
    Ama bu hesaba rağmen altın yağmur kuşları hiçbir zaman denize düşmez
    ve her sene başarıyla Hawai'ye ulaşır.
    Peki bu canlıların sırrı nedir?
    Bu kuşları yaratan Allah, onlara uçuşlarını kolaylaştıracak ve verimlileştirecek
    bir yöntem ilham etmiştir. Kuşlar gelişigüzel bir şekilde değil, sürü
    halinde uçar. Uçarken de hepsi belirli bir sıraya girer ve havada bir
    "V" şekli oluşturur. Bu V şekli, karşılaştıkları hava direncini
    azaltır. Bu uçuş düzeni o kadar etkilidir ki, kuşlar bu sayede yaklaşık
    % 23'lük bir enerji tasarrufu sağlar. Bu şekilde, yere indiklerinde fazladan
    6-7 gram daha yağları kalmış olur. Bu artan yağ ise gereksiz değildir;
    rüzgarların ters yönden esmesi durumunda kullanılacak yedek yakıttır.
    Bu olağanüstü durum karşısında şu soruları sormak gerekir:
    Uçuş için ne kadar yağ gerektiğini kuş nereden bilir?
    Bu kadar yağı tam yolculuk öncesi nasıl ayarlayabilir?
    Uçuş mesafesini ve tam olarak ne kadar yakıt tüketileceğini nasıl hesaplar?
    Kuş Hawai'nin Alaska'dan daha iyi koşullarda olduğunu nereden bilir?
    Kuşların bu bilgilere ulaşmaları, bunlara uygun hesaplar yapmaları ve
    bu hesaplara uygun toplu uçuşlar gerçekleştirmeleri imkansızdır. Bu ise,
    yaptıkları işlerin gerçekte kuşlara "ilham edildiğini", bu canlıların
    üstün bir güç tarafından yönlendirildiklerini gösterir. Nitekim Kuran'da
    "dizi dizi uçan kuşlar"a dikkat çekilmekte ve bu canlıların
    Allah'ın kendilerine ilham ettiği bir bilince sahip oldukları haber verilmektedir:
    Görmedin mi ki, göklerde ve yerde olanlar ve dizi dizi uçan kuşlar,
    gerçekten Allah'ı tesbih etmektedir. Her biri, kendi duasını ve tesbihini
    şüphesiz bilmiştir. Allah, onların işlediklerini bilendir. (Nur Suresi,
    41)

    Onlar, üstlerinde dizi dizi kanat açıp kapayarak uçan kuşları görmüyorlar
    mı? Onları Rahman (olan Allah')tan başkası (boşlukta) tutmuyor. Şüphesiz
    O, her şeyi hakkıyla görendir. (Mülk Suresi, 19)

      Forum Saati Çarş. Nis. 25, 2018 6:09 am