hayalperestim

En son konular

» Duvar Süsleme
Çarş. Ağus. 25, 2010 10:42 am tarafından againnn

» S.a miLLet.
Salı Kas. 03, 2009 7:27 pm tarafından Ŧøŋđ

» Hangi Müzik Türünü Dinliyorsunuz?
Ptsi Kas. 02, 2009 9:37 pm tarafından beyazmelek

» Merhaba...
Salı Ekim 27, 2009 10:32 pm tarafından Ŧøŋđ

» bir kız
Paz Ekim 25, 2009 2:33 pm tarafından Ŧøŋđ

» Sizce bu sezon en iyi transferi hangi takim yapti?
Paz Ekim 25, 2009 2:32 pm tarafından Ŧøŋđ

» Böyle Site Url'si Olur Mu? :D
Paz Ekim 25, 2009 2:31 pm tarafından Ŧøŋđ

En iyi yollayıcılar

coll (1432)
 
PaTRoN (501)
 
TimuRLenG (403)
 
ratKo_pşaşe (327)
 
DarKinq (219)
 
Enjekte (76)
 
De'quell (55)
 
q1sKo (26)
 
D_R_A_G_O_N (14)
 
Yasak (10)
 

    OSMAN GAZI VE BEYLIK

    Paylaş
    avatar
    coll
    Co Admin
    Co Admin

    Erkek
    Mesaj Sayısı : 1432
    Yaş : 23
    <hr>Tuttuğu Takım :
    <hr>Rep Puanı : 1000
    Rap Seviyesi :
    <hr>Madalyaları :
    <hr>Başarı Puanı :
    100 / 100100 / 100

    Güçlülük :
    100 / 100100 / 100

    Aktiflik :
    100 / 100100 / 100

    Kayıt tarihi : 29/08/08

    OSMAN GAZI VE BEYLIK

    Mesaj tarafından coll Bir C.tesi Ağus. 30, 2008 9:12 am

    OSMAN GAZI VE
    BEYLIK


    Kaynaklarin, sâlih, dindar, kahraman, cesur ve
    merhametli bir kimse olarak tanittigi Osman Gazi, üç günde bir yemek pisirtip fakirleri
    doyurmak, çiplaklari giydirip donatmak, dul ve yetimleri gözetip korumak gibi iyi
    hasletlere sahip bir kimse idi. Hak ve adalete saygili, üstün yeteneklere sahip bir
    hükümdar olan Osman Gazi, ününü kilicindan ziyade adalet severligi ile saglamisti.
    Feth ettigi yerlerde ser'î hükümlere göre hareket eder, tebeasi arasinda irk, din ve
    milliyet farki gözetmezdi. Güçlü bir komutan oldugu kadar sabirli ve olgun bir idareci
    idi. Yaninda çalisanlar, kendisine karsi büyük saygi gösterirlerdi. En zorba kimseler
    bile onun huzurunda saygi ile hareket ederlerdi. O, kuvvet ve zenginlikten ziyade adalete
    daha çok önem veren, güçlü bir irade ve hosgörüye sahip bir hükümdardi.


    Osman, Ertugrul Bey'in, Gündüz Alp ve San Yatu (Savci
    Bey)'den sonra Sögüt'te dünyaya gelen küçük ogludur. Ibn Kemâl, onun dogum tarihini
    Hicrî 652 (M. 1254) senesi olarak göstermekte ise de genellikle onun 656 (1258)
    senesinde dogdugu belirtilir. Bununla beraber bu tarihin 650 (1252) veya 657 (1259)
    oldugunu söyleyenler de bulunmaktadir. Sögüt'te dünyaya gelen Osman, Ertugrul Bey'in
    küçük oglu idi. Ertugrul Bey, 93 yasinda vefat edince, onun idaresi altinda bulunan
    asiretler, gerek kabiliyet, gerekse hareketliligi sebebiyle Osman'in, babasinin yerine
    basa geçmesini istiyorlardi. Gerçi Osman, babasinin son dönemlerinde ona vekâlet etmek
    suretiyle yönetimle ilgili konularda kardeslerinden farkli bir hüviyete sahip oldugunu
    ortaya koymustu. Kardesleri bakimindan pek büyük bir sikintisi olmayan Osman, amcasi
    Dündar Bey'le ugrasacaga benziyordu. Zira Ertugrul Bey'in kardesi Dündar Bey de birlige
    reis olmak istiyordu. Bu yüzden Osman'la amcasi arasinda ihtilaf (anlasmazlik) meydana
    geldi. Zira, Kayi asiretinden baska bazi asiretler de Dündar Bey'in basa geçmesini
    istiyorlardi. Bununla beraber Osman'in reisligini isteyen taraf daha etkili
    görünüyordu. Bunun için Dündar Bey, reislik arzusundan vazgeçerek Osman'in asiret
    reisi olmasini kabul etmek zorunda kaldi.


    Gerçekten, Osman Bey, Ertugrul Gazi'nin vefatindan
    sonra cesaret, mertlik ve ahlâkî meziyetleri sebebiyle asiret, kavim ve kabileye bas
    olacak bir vasifta görülmüstü. Amcasi Dündar Bey de dahil oldugu halde herkes ona
    itaat ve bagliligini bildirdi. Baslangiçta o, babasinin komsu Rum tekfurlari ile iyi
    geçinme siyasetine devam etti. Asiretin basina geçtigi zaman yirmi üç yasinda bir
    genç olmasina ragmen, siyaseti iyi bilen, halim selim bir kimse olmakla birlikte,
    gerçekleri savunma konusunda korkusuz ve cesurdu. O, tam bir cihad eri idi. Bu sebeple
    Osman Bey, kisa zamanda etrafinin yigitlerden meydana gelen bir hâle ile çevrelendigini
    gördü. Bu hâlenin içinde Konur Alp, Turgut Alp, Abdurrahman Gazi, Akça Koca, Gündüz
    Alp, Karamürsel, Saltuk Alp, Samsa Çavus gibi isimler vardi. Büyük bir kismi garip ve
    vatanlarim birakip gelmis olan bu insanlarin, Osman Bey etrafinda toplanmalari, devletin
    güçlenmesine sebep olmustu. Osman Bey, bunlarin tabiî bir lideri durumuna geldi. Bundan
    baska, Osman Bey'in, Uc'lardaki Türkmenler arasinda büyük bir nüfuza sahip olan Seyh
    Edebali ile yakinlik ve akrabalik tesis etmesi, basta ahiler arasinda olmak üzere
    Uc'lardaki diger topluluklarin kendisine baglanmasina sebep oldu. Böylece Osman Gazi,
    kendisini hem etrafindaki asiret reislerine sevdirmis, hem de onlarin kendisine bagladigi
    umutlari bosa çikarmamisti. Gerçekten de o, çevresindeki Türkmen komsulari ile
    mümkün mertebe çatismaya girmemek için gayret sarf ediyordu.


    Ertugrul Bey'in üç oglu arasinda Osman Bey'e düsen
    taht, kardeslerini birer saltanat rakibi olarak degil, yeni devletin kurulup gelismesinde
    müsterek bir gayretle el ele verdiren ve saltanat ihtirasi yerine, feragat, fedakârlik
    ve basirete götüren bir metod takip etmelerinin sebebi nedir? Ileride tafsilatli bir
    sekilde anlatilinca görülecegi gibi, Osman Gazi de kendisine yurt ve istiklâl veren
    Selçuklu sultanina karsi ayni hassasiyeti göstermis, o, hayatta bulundugu müddetçe
    istiklâlini ilân etmemisti. Böylece o, edep ve irfani, sahsî ve nazarî kaliplar
    halinde birakmayip devlet bünyesinde de ifadesini bulan bir anlayis olarak cemiyete mal
    olmustu.
    avatar
    coll
    Co Admin
    Co Admin

    Erkek
    Mesaj Sayısı : 1432
    Yaş : 23
    <hr>Tuttuğu Takım :
    <hr>Rep Puanı : 1000
    Rap Seviyesi :
    <hr>Madalyaları :
    <hr>Başarı Puanı :
    100 / 100100 / 100

    Güçlülük :
    100 / 100100 / 100

    Aktiflik :
    100 / 100100 / 100

    Kayıt tarihi : 29/08/08

    Geri: OSMAN GAZI VE BEYLIK

    Mesaj tarafından coll Bir C.tesi Ağus. 30, 2008 9:13 am

    OSMAN BEY VE AHILIK

    Abbasî halifesi en-Nâsir li-Dinillah (575-622/1180-1225) rehberliginde kuruldugu kabul edilen ahilik, kisa zamanda Islâm ülkelerinde tesirini göstermeye basladi. Son derece düzenli ve disiplinli olarak çalisan bu teskilât, miladî X. asirda genellikle ilk Müslüman Türk devleti kabul edilen Karahanlilar vasitasiyla Türk dünyasinda da boy göstermeye basladi. XI. asrin ikinci yansindan (1071Malazgirt) sonra, kapilarini Müslüman Türklere açmis bulunan Anadolu'ya, dogudan birçok göçler olmustu. Daha önce de Anadolu'nun Urfa'dan (Sanliurfa) baslayarak Adana'ya kadar giden sinirlarindan, zaman zaman giren Abbasî ordulari, Nigde, Nevsehir, Kirsehir, Kayseri, Yozgat ve Ankara bölgelerine akinlar yapmislardi. Ordu mensuplarindan bir kismi akinlar sonunda ele geçirilen bu yerlerde bazan da yerlesip kaliyorlardi. Özellikle VIII. yüzyilin ikinci yansindan itibaren Abbasî ordusunun ayrilmaz bir parçasi durumunda olan Türkler de, bu ordu ile Anadolu'nun içlerine kadar gelmislerdi. Türkler, iklim ve jeolojik yapi bakimindan Orta Asya'ya benzeyen Kirsehir yöresini begenerek burayi yerlesim bölgesi olarak seçmislerdi. Bundan sonra normal ve isteyerek devam eden göçleri, XIII. asirdaki Mogol istilasindan kaçma takib etti. Bu istiladan önceki göçlerde daha iyi bir iklime gelme, hayvanlar için daha iyi bir kislak ve yaylak bulma düsüncesi hakimdi. Bu sebepledir ki, Mogol baskinindan önce gelenler, daha ziyade göçebe, asker ve hayvan yetistiricisi idi. 1225 tarihinden sonra gelenlerin ekonomik ve sosyal durumlari, bu ilk gelenlerden daha farkli idi. Zira, korkunç bir katliamdan kurtulmak için gelen bu sonuncular çogunlukla, esnaf, tüccar, zengin ve sanatkârdi. Bu yeni göçmenler, geçimlerini saglayabilmek için, yerli ve müslüman olmayan esnafla rekabete girmek zorunda idiler. Bu rekabetin kuvvetli, tesirli ve kisa zamanda meyvesini verebilmesi için bunlarin birlesip bir teskilât içinde hareket etmeleri gerekiyordu. Bu teskilât, özellikle hayvancilikla ugrasan, baska bir ifade ile atli göçebelerin ihtiyaç duyduklari bir sahaya cevap vermeliydi.

      Forum Saati Cuma Kas. 24, 2017 2:02 pm