hayalperestim

En son konular

» Duvar Süsleme
Çarş. Ağus. 25, 2010 10:42 am tarafından againnn

» S.a miLLet.
Salı Kas. 03, 2009 7:27 pm tarafından Ŧøŋđ

» Hangi Müzik Türünü Dinliyorsunuz?
Ptsi Kas. 02, 2009 9:37 pm tarafından beyazmelek

» Merhaba...
Salı Ekim 27, 2009 10:32 pm tarafından Ŧøŋđ

» bir kız
Paz Ekim 25, 2009 2:33 pm tarafından Ŧøŋđ

» Sizce bu sezon en iyi transferi hangi takim yapti?
Paz Ekim 25, 2009 2:32 pm tarafından Ŧøŋđ

» Böyle Site Url'si Olur Mu? :D
Paz Ekim 25, 2009 2:31 pm tarafından Ŧøŋđ

En iyi yollayıcılar

coll (1432)
 
PaTRoN (501)
 
TimuRLenG (403)
 
ratKo_pşaşe (327)
 
DarKinq (219)
 
Enjekte (76)
 
De'quell (55)
 
q1sKo (26)
 
D_R_A_G_O_N (14)
 
Yasak (10)
 

    Kuruluş

    Paylaş
    avatar
    coll
    Co Admin
    Co Admin

    Erkek
    Mesaj Sayısı : 1432
    Yaş : 24
    <hr>Tuttuğu Takım :
    <hr>Rep Puanı : 1000
    Rap Seviyesi :
    <hr>Madalyaları :
    <hr>Başarı Puanı :
    100 / 100100 / 100

    Güçlülük :
    100 / 100100 / 100

    Aktiflik :
    100 / 100100 / 100

    Kayıt tarihi : 29/08/08

    Kuruluş

    Mesaj tarafından coll Bir C.tesi Ağus. 30, 2008 7:37 pm


    Galatasaray Spor Kulübü, Türk Spor Tarihi'ndeki öncü olma özelliğini hiç
    kuşkusuz içinden doğduğu ve gene öncü bir kurum olan Galatasaray Lisesi'nden
    (Mektebi Sultani) almıştır. Okul ile kulüp arasındaki koparılmaz bağ,
    yadsınamayacak bir gerçeklik ve övünç kaynağıdır.


    Devlet adamı
    yetiştirmek amacıyla II. Beyazıt tarafından 1482'de kurulan mektep, adını
    kurulduğu bölgeden alır ve "Galata Sarayı" olarak anılmaya başlar. Okul modern
    konumuna 1 Eylül 1868'de Sultan Abdülaziz döneminde kavuşur. Okul' un yeniden
    yapılanmasıyla birlikte, Türkiye'de de gerçek anlamıyla ilk sportif çalışmalar
    başlamış olur ve okulda Beden Eğitimi dersi jimnastikçi 'Monsieur Curel'
    tarafından eğitim programına konur. Bu atılımlar gerçekten bir devrim niteliği
    taşımaktadırlar. Curel, modern aletler eşliğinde çalıştırdığı öğrencileri
    sportif açıdan geliştirirken, onlar için Kağıthane'de bir idman Bayramı
    düzenler. Yıl 1870'tir. Bu etkinlikte başarı gösteren sporcular değişik ödül ve
    madalyalar kazanır ve yarışmaların sonunda öğrencilere "kuzulu pilav" verilir.
    Bu da, sonraki yıllarda bir başka geleneğin başlangıcını
    oluşturur.

    Curel'den sonra görevi devralan yabancı spor hocaları (M.
    Moiroux, Signor Martinetti, Stangali gibi), jimnastik ve atletizmin yanı sıra,
    değişik branşlara da eğilerek (yüzme, kürek, aletli jimnastik), bir ilki daha
    başlatmış olurlar. Bu çalışmaların ürünü çok geçmeden alınmaya başlanır ve adı
    Türk Spor Tarihi'ne altın harflerle yazılan Faik Üstünidman'ın yanı sıra,
    Binbaşı Mazhar Kazancı, Abdurrahman ve Ahmet Robenson kardeşler GSL'nde görev
    alıp, izcilik, tenis, hokey gibi spor dallarının öğrenciler arasında
    yaygınlaşmasını sağlarlar. Özellikle Üstünidman'ın ön ayak olmasıyla, öğrenciler
    futbolla tanışırlar. Ama oynanan futbol, bir kör dövüşünden farklı olmayan ve
    kural tanımayan bir koşuşturmayı andırmaktadır. Ama futbol GSL' nin Tören
    Kapısı'ndan adımını atmış ve tam bir salgına dönüşmüştür.

    1901 yılında
    İstanbul'da yaşayan iki İngiliz, James Lafontaine ve Horace Armitage, Rum ve
    İngiliz oyunculardan oluşan Kadıköy Futbol Kulübü'nü kurmuşlar ama 1903'te
    takımdaki İngilizler bir anlaşmazlık sonucu ayrılarak Moda Kulübü'nü
    oluşturmuşlardır. 1904 yılında ise bu kulüpler, Imogen, Elpis, Strugglers
    takımlarıyla anlaşarak, İstanbul Futbol Birliği'ni hayata geçirmişler ve bugünkü
    Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadı'nın yerinde bulunan "Union Club-İttihat Spor"
    sahasında düzenli karşılaşmalar yapmaya başlamışlardır. Görüldüğü gibi bu
    takımlar yabancı ya da azınlık takımlarıdır. Türk olmayan ekiplerin
    gerçekleştirdikleri bu ilk futbol karşılaşmaları, GSL öğrencilerini hem
    ilgilendirir hem de çok üzer. Artık onların amacı, kendi futbol kulüplerini
    kurmak, ölesiye sevdikleri bu oyunun kurallarını "hatmetmek" ve yabancılarla boy
    ölçüşmektir.

    Türk olmayan takımları yenmek

    Galatasaray Spor
    Kulübü'nün kurucusu Ali Sami Yen, "Ellinci Yıl" kitabında kuruluş öyküsünü şöyle
    anlatır:
    "1 Teşrin 1905'te mektebin beşinci sınıfında edebiyat muallimimiz
    merhum Mehmet Ata beyin dersi esnasında birkaç arkadaş baş başa vererek
    Galatasaray'da bir futbol kulübü kurmaya karar verdik. İlk müteşebbisler oyuna
    ve mücadeleye meyyal arkadaşlardan Asım Tevfik Sonumut, Reşat Şirvani, Cevdet
    Kalpakçıoğlu, Abidin Daver, Kamil...gibi gençlerdi. Mektepde tahsilde bulunan
    Bulgar ve Sırp talebesinden çevik ve kuvvetli olanlar da bize iltihak
    etmişlerdi. Asım'ı muhasebeciliğe, Cevdet'i ikinci reisliğe seçmiş, kendim de
    Reis olmuştum. Asım her hafta arkadaşlardan birer kuruş toplamakda mahir olduğu
    için kendisini muhasebeci yapmıştık. Ben Reisliği topu yağlayıp şişirmekle
    almıştım. Topumuza evladım gibi bakardım. Zaten varımız yoğumuz da toptu.
    Mektebe gelirken, domuz sokağından geçer, domuz yağı alırdım. Topu onunla
    yağlar, şişirirdim; yamasını yeni pabucumdan kesmiştim. Bunu gören arkadaşlar,
    bana hepimizden fazla paye vermişlerdi. Yani o zaman Reisliğe ve diğer
    vazifelere payeyi, en çok çalışan kazanırdı. Cevdet de ikinci Reisliği formaları
    yıkadığı için almıştı.

    "Maksadımız İngilizler gibi toplu bir halde
    oynamak, bir renge ve bir isme malik olmak ve Türk olmayan takımları
    yenmek."


    Kulübün adının Gloria (Zafer) ya da Audace (Cesaret)
    konulması yolunda görüşler ortaya atılmışsa da, sonuçta Galatasaray olmasında
    anlaşmaya varılmıştır. Araştırmacı Cem Atabeyoğlu, Galatasaray adının, bu
    takımın yaptığı ilk maçta Rum ekibini 2-0 yenerken, seyircilerin onlardan
    "Galata Sarayı efendileri"diye söz etmelerinden doğduğunu yazar. Bunun üzerine
    kurucular da ismi benimserler ve "Adımız Galata Sarayı olsun"
    derler.

    Kurucu Listeler
    1905'ten 1919'a kadar Galatasaray
    Spor Kulübü'ne Başkanlık yapan, mektebin 889 numaralı öğrencisi Ali Sami Yen,
    inci gibi elyazısıyla tuttuğu Galatasaray Terbiye-i Bedeniye Kulübü ıhsaiyet
    Defteri'nin (Sayım-İstatistik Defteri) 181 ve 182. sayfalarında kurucu 13 üyeyi
    şöyle sıralar:
    1-Ali Sami Yen
    2-Asım Sonumut
    3-Emin Bülend Serdaroğlu
    4-Celal
    İbrahim
    5-B. Nikolof
    6-Milo Bakiş
    7-Pol Bakiş
    8-Bekir Sıtkı Bircan
    9-Tahsin
    Nahit
    10-Reşat Şirvanizade
    11-Hüseyin Hüsnü
    12-Refik Cevdet Kalpakçıoğlu
    13-Abidin Daver

    1905'te Osmanlı İmparatorluğu'nda bir dernekler yasası
    bulunmadığından, Galatasaray Spor Kulübü yasal olarak tescil edilme olanağını
    bulamamıştır. 1912 yılında Cemiyetler Kanunu çıkarıldıktan sonra, kulüp yasal
    bir kimlik kazandı. Yetkili makamlara kulüplerin tüzükleriyle birlikte, kurucu
    üyelerin ad ve adreslerinin de bildirilmesi zorunlu tutulduğundan, istifa eden
    ya da eğitimlerini tamamlayarak ülkelerine dönen üyeler ilk listeden çıkarılmış
    ve 1 Eylül 1913'te kurucu liste yeniden düzenlenmiştir. Kurucu üyelerin yeni
    sıralaması şöyle gerçekleşmiştir:
    1-Ali Sami Yen
    2-Asım Sonumut
    3-Emin Bülend
    Serdaroğlu
    4-Celal İbrahim
    5-Bekir Sıtkı Bircan
    6-Reşat Şirvanizade
    7-Refik
    Cevdet Kalpakçıoğlu
    8-Abidin Daver.

    Renklerin
    öyküsü

    Galatasaray Spor Kulübü'nün ilk renkleri kırmızı-beyaz'dır.
    Bayrağımızın renklerinden esinlenerek seçilen bu renkler, dönemin baskıcı ve
    paranoyak yönetimi tarafından kuşkuyla karşılanmış ve futbolcular sıkı bir
    takibe alınmışlardır. Bu nedenle, sarı-siyah renkler gündeme gelmiş ama bunlar
    da kalıcı olmamış ve Galatasaray bugünkü renklerine kavuşmuştur. Bu renklerin
    öyküsünü Ali Sami Yen'den dinleyelim:

    "Birçok yerleri dolaştıktan sonra,
    nihayet Bahçekapı'daki Şişman Yanko'nun dükkanına gidilerek orada zarif iki
    yünlü kumaşa tesadüf ettik. Biri, vişneye çalan koyuca tatlı bir kırmızı, öteki
    de, içinde turuncudan iz taşıyan tok bir sarı. Tezgahtar, mahirane bir el
    hareketi ile kumaşların dalgalarını birleştirdi. Bir saka kuşunun başı ile
    kanadının yarattığı renk güzelliğine benzer bir parlaklık hasıl oldu. Ateşin
    içindeki renk oyunlarını görür gibi olmuştuk. Sarı-Kırmızı alevinin takımımız
    üstünde parıldamasını tasavvur ediyor ve bizi derhal galibiyetten galibiyete
    götüreceğini tahayyül ediyorduk. Nitekim de öyle oldu." Buna karşılık
    kuruculardan Bekir Sıtkı, söz konusu renklerin Gül Baba'nın II.Beyazıt'a verdiği
    sarı ve kırmızı güllerden esinlendiğini ileri sürer.

      Forum Saati Çarş. Nis. 25, 2018 6:07 am