hayalperestim

En son konular

» Duvar Süsleme
Çarş. Ağus. 25, 2010 10:42 am tarafından againnn

» S.a miLLet.
Salı Kas. 03, 2009 7:27 pm tarafından Ŧøŋđ

» Hangi Müzik Türünü Dinliyorsunuz?
Ptsi Kas. 02, 2009 9:37 pm tarafından beyazmelek

» Merhaba...
Salı Ekim 27, 2009 10:32 pm tarafından Ŧøŋđ

» bir kız
Paz Ekim 25, 2009 2:33 pm tarafından Ŧøŋđ

» Sizce bu sezon en iyi transferi hangi takim yapti?
Paz Ekim 25, 2009 2:32 pm tarafından Ŧøŋđ

» Böyle Site Url'si Olur Mu? :D
Paz Ekim 25, 2009 2:31 pm tarafından Ŧøŋđ

En iyi yollayıcılar

coll (1432)
 
PaTRoN (501)
 
TimuRLenG (403)
 
ratKo_pşaşe (327)
 
DarKinq (219)
 
Enjekte (76)
 
De'quell (55)
 
q1sKo (26)
 
D_R_A_G_O_N (14)
 
Yasak (10)
 

    Şehzadelerin Hakimiyet Mücadelesi

    Paylaş
    avatar
    coll
    Co Admin
    Co Admin

    Erkek
    Mesaj Sayısı : 1432
    Yaş : 23
    <hr>Tuttuğu Takım :
    <hr>Rep Puanı : 1000
    Rap Seviyesi :
    <hr>Madalyaları :
    <hr>Başarı Puanı :
    100 / 100100 / 100

    Güçlülük :
    100 / 100100 / 100

    Aktiflik :
    100 / 100100 / 100

    Kayıt tarihi : 29/08/08

    Şehzadelerin Hakimiyet Mücadelesi

    Mesaj tarafından coll Bir C.tesi Ağus. 30, 2008 9:29 am




    SEHZADELERIN HAKIMIYET MÜCADELESI

    Ankara bozgunu, yüz sene zarfinda Anadolu'nun hemen hemen
    tamamina yakin bir kismi ile Rumeli'nin Tuna boylarina kadar en mühim yerlerini zapt eden
    Osmanli Devleti için büyük bir felaket olmustu. Ankara hezimeti ile bassiz duruma
    düsen Osmanli Devleti'nin Rumeli'deki topraklari Hiristiyan devletlerle çevrili olmasina
    ragmen bu devletin yikilip ortadan kalkmayisi, onun ne kadar saglam temeller ve
    müesseseler üzerine kuruldugunu göstermektedir. Böyle tehlikeli bir dönemde
    Balkanlar'da, Osmanli Devleti'ne karsi ayrilma veya isyan etme seklinde bir hareketin
    görülmemesi, Osmanlilarin, buralarda yasayan Hiristiyan halka gösterdikleri âdilâne
    muameleden kaynaklanmaktadir. Müslüman Türkler, Balkanlar'daki Ortodoks halki,
    Katoliklerin baskisindan kurtarmak, onlarin dinî inançlarina kimseyi karistirmamakla din
    ve vicdan hürriyetine sayginin en güzel örneklerini vermislerdi. Gerçekten de hiç bir
    devletin idare tarzi, Osmanlilarin idaresi kadar iyi olamazdi. Balkan halklari bu gerçegi
    çok aci tecrübeler sonunda anlamislardi.


    Öyle anlasiliyor ki, Osmanli sehzadeleri arasindaki
    çekisme, Timur henüz sahnede iken ortaya çikmisti. Bu da Bursa'yi elde etme yüzünden
    olmustu. Nitekim Mehmet Çelebi, ailesinin Bursa'daki topraklarini istemeye kalkismis,
    fakat Timur'un Musa Çelebi'yi tutmasi yüzünden bundan vaz geçmisti. Babasi Yildirim
    Bâyezid ile birlikte Timur'a esir düsen ve onun yaninda bulunan Musa Çelebi, Timur'un
    destek ve yakinligini kazanarak, Bursa ve Karesi bölgesine hâkim olan kardesi Isa
    Çelebi ile çatismaya girer. Bu mücadeleden basarili çikan Musa Çelebi, Bursa'ya
    hâkim olur. Fakat, Timur'un Anadolu'yu terk etmesinden sonra kuvvetlenen Isa Çelebi,
    eski payitaht olan Bursa'yi tekrar ele geçirir. Maglup olan Musa Çelebi ise
    Kütahya'daki dayisi Germiyanoglu'nun yaninda kalmaya mecbur olur. Muhtemelen oradan da
    Karamanoglu'nun yanina gitmisti.


    Amasya'da bulunan sehzade Mehmed, Amasya, Canik, Tokat,
    Niksar ve Sivas taraflarinda bulunan yerli beylerden Kara Devletsah Kubadoglu,
    Gözleroglu, Köpekoglu, Kadi Burhaneddin Ahmed'in damadi Mezid Bey'le miicadele edip o
    havaliyi tamamen kendi nüfuz ve hükmü altina almisti. Subasi Eyne Bey'in tavsiyesi ile
    Bursa taraflarinda bulunan biraderi Isa Çelebi'ye müracaatla Anadolu'yu aralarinda
    taksim etme teklifinde bulundu ise de Isa Çelebi'nin kendisinin büyük kardes oldugunu
    söyleyip teklifi red etmesi üzerine Ulubat'ta baslayan muharebede (1404) Isa Çelebi,
    maglub olarak önce Yalova'ya, oradan da Istanbul'a gitti. Edirne'de bulunan Emir
    Süleyman'in, Imparator'dan Isa'yi istemesi üzerine, antlasma geregi olarak Isa Edirne'ye
    gönderildi.


    Ulubat savasinda, Yildirim Bâyezid'in meshur komutanlarindan
    olup Mehmed Çelebi'nin maiyetine giren Subasi Eyne Bey ile Isa Çelebi'nin yaninda yer
    alan Sari Timurtas Pasa maktul düsmüslerdi. Savasi müteakip Bursa'ya giren Mehmed
    Çelebi, hükümdarligim ilân etmesine ragmen, bir ihtiyat tedbiri olarak Timur'un adinin
    da bulundugu para bastirarak zekice bir siyaset takip etmistir. "Sikke-i
    müstereke" adi ile anilan bu paranin Bursa'da hicrî 806 tarihinde basildigi
    anlasilmaktadir. Mehmet Çelebi, daha sonra Germiyanoglu Yakub Bey'in yaninda bulunan
    babasinin cesedini getirterek camiinin yanina gömdürmüstür.


    Anadolu'daki bu mücadeleler devam ederken, en büyük
    sehzade olan Süleyman Çelebi (Emir Süleyman), Edirne'de Hiristiyan unsurlarin
    destegiyle güvenlik içindeydi. Bu esnada Sirbistan'da Lazar'in yerine geçen oglu Stefan
    (Istefan) hüküm sürüyordu. Georg Brankoviç de güney Sirbistan'da gücünü yaymaya
    çalisiyordu. Emir Süleyman, bu iki Sirp prensin çatismalarindan istifade etmeyi
    basardi. O, babasinin Anadolu topraklarini ele geçirmek ve kardeslerini ortadan
    kaldirarak Osmanli Devleti'ni yeniden eski durumuna getirmek istiyordu. Bu gayesini
    gerçeklestirebilmek için Selanik, Makedonya'nin bir bölümü, Mora, Trakya kiyilari,
    Marmara ve Karadeniz'de Istanbul'a en yakin kiyi kasabalari verilmek suretiyle Bizans'tan
    para ve askerî yardim saglandi. Bizans'in daha önce Osmanlilara ödemek zorunda oldugu
    vergi de kaldirildi. Böylece Emir Süleyman, kendi kardeslerine karsi yardim saglamak
    için agir bir bedel ödemis oluyordu. Kendisine en büyük rakip olarak Mehmed Çelebi'yi
    gören Emir Süleyman, kuvvetli bir ordunun basinda Isa Çelebi'yi Bursa üzerine
    gönderir. Mehmed Çelebi'ye bagli kalan Bursa'lilarin mukavemeti üzerine muvaffak
    olamayan Isa Çelebi, Bursa'yi atese verip yaktiktan sonra, Kastamonu'da bulunan
    Isfendiyar Bey'in yanina çekilir. Onunla ittifak halinde bulunan Aydinoglu Cüneyd,
    Saruhanoglu Hizirsah Bey ve Menteseoglu Ilyas Beylerle Mehmed Çelebi üzerine varip
    onunla savasmak istemisti. Fakat bu son tesebbüsünde de muvaffak olamayinca Karaman
    iline siginmak ister. Fakat bu arzusunu gerçeklestiremeden Eskisehir yakinlarinda
    yakalanarak öldürülür. Cesedi, Bursa'da Murad Hüdavendigâr türbesi yanina
    gömülür. Isa Çelebi'nin öldürülmesi üzerine onunla ittifak halinde bulunan ve
    yukarida adi geçen Ege beylikleri, Mehmed Çelebi'nin hükümdarligini tanimak zorunda
    kalirlar. Böylece Mehmed ve Süleyman Çelebiler, devletin Anadolu ve Avrupa
    bölümlerinin hükümdarlari oldular.


    Bununla beraber Emir Süleyman, devletin tamamini istiyordu.
    Bu yüzden ordusu ile kardesinin üzerine varip önce Bursa, sonra da Ankara'yi zapt
    etmisti. Bu kayiplardan sonra Amasya'ya çekilmek zorunda kalan Mehmed Çelebi,
    mücadeleden vaz geçme niyetinde degildi. Nitekim 1406 yilinda Yenisehir ovasinda kardesi
    Emir Süleyman ile savasmis, fakat maglub olarak tekrar Amasya'ya çekilmis ise de onu
    Rumeli'ye dönmek zorunda birakmak için çareler aramaya baslamisti. Anadolu'da dört yil
    kadar kalan Emir Süleyman'in, Sivrihisar yüzünden Karamanlilar'la arasinin açilmasini
    firsat bilen Mehmed Çelebi, yeni bir taktik deneyerek Karaman'da bulunan kardesi Musa
    Çelebi'yi kendisine bagli kalmak sartiyla Rumeli'ne göndermeye karar verir. Bu maksatla
    Karamanlilar'la Kirsehir'in Malya ovasinda bulunan Cemale kalesinde bulusan Mehmed
    Çelebi, Candaroglu Isfendiyar Bey ve Eflak voyvodasi Mirçe ile de müzakerelerde
    bulunmustu. Onlarin da muvafakati üzerine Candar iline gelen Musa Çelebi, Temmuz 1409'da
    Sinop'tan gemilerle Eflâk'a geçer. Gerçi Emir Süleyman'in giiçlenip kendi
    bagimsizligini tehdid etmesinden korkan Eflâk'in ve Sirp krali Stefan'in da destekleri
    saglanmisti. Musa Çelebi, Eflâk'ta prensin kizi ile evlendi. Böylece Türkler, Ulahlar,
    Sirplar ve Bulgarlar'dan olusan bir ordu toplamayi basaran Musa Çelebi, Edirne üzerine
    yürür.


    Musa Çelebi, Istanbul'a kaçmak üzere yola çikan Emir
    Süleyman'in yakalanip öldürülmesi ve bütün timarli sipahiler gibi sancak beylerinin
    de kendisine bagliliklarini bildirmeleri üzerine Rumeli'deki Osmanli eyaletlerinin yegane
    hâkimi olarak Edirne'de tahta geçer. Böylece Emir Süleyman'in devleti, daha yetenekli
    ve enerjik Musa Çelebi'ye kalmisti. Gerçekten, cesur, gözü pek, faal bir kimse olan
    Musa Çelebi, Çelebi Mehmed'e olan bagliligini red ve inkâr ederek hükümranligini
    ilân eder. Subat 1411 yilinda gerçeklesen hükümdarlik ilânindan sonra adina para
    bastiran Musa Çelebi, gerçek bir hükümdar gibi davranmaya baslar. Saray protokol ve
    merasimlerinde eski Osmanli saray geleneklerini kurmaya yeniden tesis etmeye çalisir.


    Musa Çelebi, Emir Süleyman'a yardim eden Sirp despotu
    Stephan Lazaroviç üzerine yürüyerek önemli bir maden sehri olan Novo Brodo'yu zapt
    eder. Pravati ve köprü kalelerini de ele geçirmek suretiyle, karisiklik döneminde
    Osmanlilar'in Balkanlar'da kayb ettikleri topraklan geri alir. Bu esnada Emir Süleyman'in
    Rumeli'ye geçisi esnasinda Bizans'a biraktigi yerlerin çogunu geri alan Musa Çelebi,
    böylece Bizans'i da cezalandirmaya çalisiyordu. Istanbul'u karadan ve denizden kusatma
    altina alan Musa Çelebi, 1411 yilinda Silivri'ye gelmis ve Istanbul'u açlikla teslime
    zorlamak istemisti. Çagdas kaynaklarin ifadesine göre Musa Çelebi'nin tutumundan
    çekinen Manuel, Venedikliler'in de yardim etmemeleri üzerine sehri teslim etmeye karar
    verir. Ancak daha önce Musa Çelebi tarafindan Bizans'a gönderilen ve bilahare Manuel
    ile is birligi yapan Candaroglu Ibrahim Pasa'nin tavsiyesi ile hareket eden Manuel,
    Çelebi Mehmed'i Rumeli'ye geçirmek suretiyle Istanbul kusatmasini kaldirmak
    tesebbüsünde bulunur. Nitekim, Gebze kadisi Fazlullah'i Manuel'e göndererek onunla
    anlasan Çelebi Mehmed, önce Istanbul'a gelmis, 1412 senesinin Ekim ayinda da Çatalca
    yakininda bulunan Incegiz'de Musa Çelebi ile savasa girmistir.


    Kardesler arasindaki mücadele esnasinda sik sik taraf
    degistirmekle dikkat çeken bir sahsiyet vardir. Aydinoglu Cüneyd Bey adini tasiyan bu
    zat, Aydin ilindeki mevkiini saglamlastirmak için bir dizi faaliyetlerde bulunmustu.
    Fakat sonunda Çelebi Mehmet duruma hâkim olup eski birligi saglayinca onu Nigbolu
    muhafizligina getirmek zorunda kalmistir. Bununla beraber ona güvenemeyen Çeîebi
    Mehmet, onu bölgesinden alip uzaklastirmak ihtiyacini duymustu.


    Baslangiçta gayet halim selim görünen Musa Çelebi'nin,
    sonralari sert bir tavir takinarak gerek beylerinin gerekse askerlerinin kendisine olan
    bagliligini kayb etmesi, yenilmesinde büyük bir rol oynamistir. O, Sofya'nin güneyinde
    bulunan Samakov kasabasi civarindaki Çamurlu sahrasindaki savasta ordusunun maglub olmasi
    üzerine yarali olarak Eflâk'a dogru kaçmak isterken yakalanip 10 Temmuz 1413'te
    öldürülür. Musa Çelebi'nin ölüm haberi, büyük bir üzüntüye sebep olmustu.
    Nasinin Bursa'ya gelmesi üzerine sehri muhasara eden Karamanoglu Mehmed Bey, sür'atle
    geri çekilmek zorunda kaldi.


    Musa Çelebi'nin vefati üzerine Osmanli hanedaninin
    bölünmesi sona ermis oluyordu. Çelebi Sultan Mehmed, babasinin topraklarini yeniden
    toparlamaya gayret ediyordu. Onbir yil süren bu karisiklik döneminden sonra Osmanli
    Devleti, Güneydogu Avrupa'daki bütün stratejik noktalari, Edirne, Sofya ve Üsküp'ü;
    Dogu Balkanlar'da da eski sehir ve yerlesim bölgelerini tekrar elde etmis oldu. Bunun
    sadece bir istisnasi vardi o da Çelebi Sultan Mehmed'e yardim karsiliginda Sirbistan'a
    birakilmis olan Nis'ti.

      Forum Saati Cuma Kas. 24, 2017 1:56 pm